ÇanakkaleGenel

57. PİYADE ALAYI ŞEHİTLİĞİ

IMG_0433-255B1-255D.JPG

Şimdi bu fotoğrafa baktığınızda sıradan bir şehitlik ya da mezarlık deyip geçmeniz çok olası. Burada sembolik mezarları, anıtı, ve en yaşlı savaş gazisi heykelini görebilirsiniz deyip iki üç cümle ile noktalayabilirim, siz de bu alanı topu topu 15 dakikada burayı gezebilir, ya da bu fotoğrafa iki saniye bakıp geçebilirsiniz. Ama hikayesini okuduğunuzda eminim bu taşlar, bu anıtlar bambaşka bir anlam kazanacak. Dinlemeye hazır mısınız?

Aslında hepimiz hikayesini biliriz de 57. Alay diye hatırlamayabiliriz. Okurken “Ben biliyorum bu hikayeyi” diyebilirsiniz. Ama önce biraz geriye gidelim. 

Birinci Dünya Savaşı başladığında Mustafa Kemal, Sofya’dadır ama aktif görevde değildir. Enver Paşa’ya bir mektup yazıp cephede yer almak istediğini söyleyince 19. Tümeni eğitmek üzere Tekirdağ’a atanır. Çanakkale Savaşı başlayınca, Mustafa Kemal’den 19. Tümen ile birlikte Gelibolu’ya gitmesi istenir. 57. Alay işte Mustafa Kemal tarafından eğitilen bu tümenin en gözde alayıdır.

Bu sırada orada görevli 5. Ordu Komutanı Liman Von Sanders, Arıburnu’na bir çıkartma olmayacağından o kadar emindir ki, Arıburnu’na sadece 27 Alay’ı bırakır. Ama 1500 Anzak askeri –aslında biraz da planlama hatasıyla-  24 Nisan’ı 25 Nisan’a bağlayan gece saat 5:00’te Arıburnu’na çıkartma yapar.

Gün ağarırken, top seslerini duyan Mustafa Kemal durumu anlar ve komutanına bildirir.  Yanıt alamayınca ise kişisel inisiyatif alarak, hiçbir emir beklemeden, 19. Tümen’e bağlı 57. Piyade Alayı’nı destek olarak  gitmesi için haber salar.

57. Alay’ın gelmesini beklerken kendisi de hemen Conkbayırı’na gider ve durumu gözler. O sırada kendisine doğru doğru kaçarak gelmekte olan askerleri, ve onların peşindeki Anzak askerlerini görür. Önlerini keser ve onlara:

“Niçin kaçıyorsunuz?” diye sorar.

“Efendim düşman” diye yanıt verirler.

Mustafa Kemal o günü şöyle anlatır:
– Düşmandan kaçılmaz, dedim.

– Cephanemiz kalmadı, dediler.

– Cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim.

Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. (…) Bu askerler süngü takıp yere yatınca, düşman askerleri de yere yattı. Kazandığımız an, bu andır.”

Türk askerleri süngülerini takıp yere yatınca Anzaklar da karşılarında bir ordu olduğunu sanıp durur ve yere yatarlar. Oysa o sırada bir müfreze kaçak er ve Mustafa Kemal’den başkası orada yoktur. İşte savaşın en kilit anı da budur.

57. Alayın gelip mevzi alması için gerekli vakit kazanılır. 27. alaydan geri kalan birlikleri 57. Alay altında toplayan Mustafa Kemal ise onlara tarihe geçecek emrini verir:

 

“Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar gelebilir.”

 
57. Alay ilk gün Anzaklar’a ağır kayıp verdirir ama onları denize dökmeyi başaramaz. Karşılıklı savaş Nisan-Ağustos arasında dört ay boyu sürer ve artık tıkanma noktasına gelir.  Bu sırada 57. Alay komutanı Hüseyin Avni de 13 Ağustos 1915’te şehit olur. Yerine vekili Ali Hayri Bey geçer ve o da şehit olur. Kumandayı alay imamı üstlenir ve sonunda her biri hayatını kaybeder. Alayın sancağı savaş meydanında bulunur.  Bugün alayın sancağı Avustralya’da savaş müzesinde sergilenir.  
 

Şimdi bu fotoğrafa bir kez daha bakın? Şimdi ne hissediyorsunuz?

 

 

 

 
Onuncu Köy Yolcusu
Leave a Comment