GenelGünlükTaylandYol Anıları

BANGKOK PAZARLARI

Bangkok’ta ikinci günüm. Günlerden Pazar. Kendime zor bir hedef belirledim. Bugün Bangkok Pazarları günü. Bangkok’un üç ünlü pazarını bir günde gezmeyi hedefliyorum. Peki bir pazar gününe üç pazar sığdırabilecek miyim? Hadi görelim.

Bangkok’un olmazsa olmazlarıdır pazarlar. Gidip görebileceğiniz bir sürü pazar var. Yüzeni yüzmeyeni, yakını uzağı, seçim size kalmış. Bangkok Pazarları arasından kendimce en güzel ve gitmeye değer bulduğum üçünü seçtim ve yine kendimce muhteşem bir planlama ile bir güne sığdırmaya çalıştım.

Bangkok Pazarları arasında ilk durağım Bangkok’un en ünlü ve en turistik yüzen pazarı Damnoen Saduak. Ardından içinden tren geçen pazar olarak bilinen Maeklong Railway Market (Maeklong Demiryolu Pazarı) ve Asya’nın Venedik’i diyebileceğim Amphawa yüzen pazarına uğrayacağım. İşte size bir günde gezdiğim Bangkok Pazarları:

DAMNOEN SADUAK PAZARI

Pazar Saatleri:

Damnoen Saduak yüzen pazarı saat 07:00 -11:00 arasında açık. Bir blogger’a yaraşır şekilde önceden yaptığım uzuuun ve meşakkatli araştırmalar sonucu, buraya  sabahın erken saatlerinde gitmem gerektiğini öğrenince, sabahın beşinde mahmur gözlerle kalkıp yollara düşüyorum.

Ulaşım:

Tur almadan gidecekseniz, pazara Southern Bus Terminal‘den (Güney Otobüs Terminali) kalkan minivanlar ile gidilebiliyor. Otelim Khao San’da olduğundan, önce taksiyle Southern Bus Terminal‘e, oradan da minivanla Damnoen Saduak Yüzen Pazarı‘na geçeceğim.

Tur Fiyatı ve Tek Başına Gidiş Fiyatı

Tur fiyatları 600 baht -1000 baht civarı olduğu için bu turu kendim yapmaya karar veriyorum. Planlarıma göre kendim gidersem, bu turu en fazla 200-300 bahta tamamlayabilirim. Ama tursuz gitmemin nedeni sadece cimriliğim değil. Blogger insan azıcık araştırmacı olur, insanlara bir faydası dokunur kabilinden,  tursuz gidilirse,neler olacağını görüp, insanları bilgilendirmek istediğimden kendimi feda ediyorum:)

Taksi ücreti bana 65 bahta geliyor. Yani yalnızca 7-8 tl. Southern Bus Terminal‘inde ise minivanı bulmam çok kolay oluyor. İnsanlar hemen sizi yönlendiriyor. Minivan ise 80 baht. Yani sadece 10 Tl (2017 Şubat kuru ile).  Yaklaşık 1-1,5 saatlik yarı uykulu yarı uyanık bir yolculuktan sonra nihayet minivan beni Damnoen Saduak Yüzen Pazarı’nın girişinde indiriyor. Vay be diyorum, kolaymış. Tura mura gerek yokmuş. Ama bir tuhaflık var. Burada benden başka kimsecikler yok. İnler ve cinler çift kale maç yapıyor.

Şöyle bir yerde indirildim. E hani pazar?

Sandal Kiralama

Hemen girişte bir kadın yakama yapışıp sandal kiralamamı istiyor. Sandalsız yüzen pazarı gezemeyeceğimi ve ondan sandal kiralamam gerektiğini söylüyor. Dur be teyze, ya bismillah, bir etrafı göreyim diyorum ama kadın kene gibi. Kurtul kurtulabilirsen.

Rıhtım gibi bir yerdeyim. On metrelik bir platform burası. Önünde dizi dizi sandallar var. Onlardan birini kiralayıp kanallarda gezmek gerekiyor. Burası benim fotoğraflarda gördüğüm yüzen pazar manzarasına hiç benzemiyor.  Büyük ihtimal minibüs beni kendi anlaştığı bir acentenin girişinde bıraktı diye düşünüyorum. Pazar girişi böyle bir yer olamaz çünkü, ama yapabileceğim bir şey de yok pek. Mecbur burada kadınla anlaşıp, pazarı o şekilde gezeceğim.

Kadın sandal turu için benden 2000 baht istiyor. İçimden bir “çüüüş” diyorum.  Niye? Çünkü ben ulvi bloggerlık görevi ile yaptığım araştırmalar neticesinde o sandalların kişi başı 50-100 baht arasına kiralandığını biliyorum. Üzerimde zaten o kadar para yok. Kadına cebimde para olmadığını gösterip indirim yapması için ısrar ediyorum. Ama kadın Nuh diyor, peygamber demiyor ve 500 bahttan daha aşağı inmiyor.

Ben gidiş geliş ücretlerimi hesaplayıp yanıma sınırlı miktarda para aldığım için, söylediği parayı verince bana geriye çok az para kalıyor. Ama başka da çarem yok. Tek olduğum için sandal ücretini paylaşabileceğim kimse de yok. Keşke tur alsaydım dediğim anlardan biri oluyor bu, çünkü bu gezi bana toplamda turdan pahalıya geliyor. Sonradan öğreniyorum ki, bazılarına bu sandalları 3000 bahta bile kiraya vermişler. Ben yine şanslıyım. 500 baht ile kurtardım.

Pazarın Genel Görünümü

Sandala atlayıp kanallarda gezintiye çıkıyoruz. Daracık kanallarda, yemyeşil sular üzerinde renkli sandallar, renkli evler eşliğinde ilerliyoruz. Kanalların kenarlarında hediyelik eşyalar satan tezgahlar kurulmuş. Sandallarda ara ara yanımızdan yiyecek içecek satan kayıklar geçiyor.

Lakin vakit pek erken ve bu tezgahların çoğu kapalı ya da yeni yeni açılıyor. Kanalda yiyecek satan kayıklar da tek tük geçiyor. Ama fotoğraflarda gördüğüm o rengarenk, cıvıl cıvıl yüzen pazar manzarası hak getire. Tam bir hayal kırıklığı, çünkü sanırım fazla erken geldim. Daha pazarcılar bile pazara gelmemişken, yolcu, pazar geziyor!

Buraya asıl geliş amacım fotoğraf çekimi olduğu için, erken saatte gelmek benim için büyük bir hata oluyor. Çekebileceğim insan sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Kendimi epey pahalı bir sandal turu yapmış gibi hissediyorum, ama o kadar.

Sandalcı beni bir ara fotoğraf molası diye Hindistan cevizi şekeri yapılan bir atölyede indiriyor. İçeride bambudan yapılmış lambalar ve birkaç turistik ıvır zıvır dışında bir şey yok. Köşede bir amca, fokur fokur kaynayan bir kazanın önünde duruyor. Yandaki ocağa attığı odunlarla, bu kazanlar kaynıyor ve ortaya Hindistan cevizi şekerlemesi çıkıyor. Açıkçası bana tek ilginç gelen yer de burası oluyor. Amca bana kendi yaptığı hindistan cevizi şekerlemesinden ikram ediyor. Tadı fena değil.

Pazar Hakkındaki Görüşüm

Damnoen Saduak benim en merakla beklediğim pazardı ama buradan biraz tatminsiz bir şekilde ayrılıyorum. Aslında yemyeşil rengarenk çok güzel bir pazar ama buraya daha geç gelmeli ya da tur ile gelmeliymişim. Sabahın 7’sinde burada olmak yerine, 9-10 gibi gelseydim, sanırım çok daha renkli ve hareketli bir yüzen pazar deneyimi yaşayabilirdim. (Size önerim buraya kesinlikle turla gelmeniz.)

MAEKLONG RAILWAY MARKET

Bangkok Pazarları turumda sırada içinden tren geçen pazar Maeklong Railway Market var. Bu tren resmen hayallerimi süsledi bir sene boyunca. Hep fotoğraflarda ya da videolarda gördüğüm o turuncu treni nihayet kendi gözlerimle göreceğim için heyecandan ölüyorum!

Damnoen’den Maeklong’a Ulaşım

Damnoen Saduak girişinden Maeklong Railway Market‘e kalkan tuktuklar olduğunu okumuştum, ama ortada tuk tuk falan göremiyorum. Girişteki bir kadın, Maeklong Railway Market‘a gitmek için benden 100 baht (12-13 tl) istiyor. Bence pahalı.

Biraz yürüyüp etrafa soruşturmaya karar veriyorum. Yol üzerinde karşılaştığım bir kadın ve dükkan sahipleri bana yardımcı oluyor. Kendi tanıdıkları bir minibüsçüyü arayıp beni almasını söylüyorlar. Fiyat sadece 20 baht (2-3 TL). Yolun karşısına geçip bekle diyorlar. 20 dk sonra ne gelen var ne giden, ama içimden bir ses bu insanlara güvenebileceğimi söylediği için yerimden kıpırdamadan bekliyorum. 20 dk’nın sonunda gerçekten de bir minibüs gelip beni sadece 20 bahta Maeklong Railway Market‘a götürüyor.

Pazarın Genel Görünümü

Maeklong Railway Market‘a geldiğimde beni direkt tren rayları karşılıyor. Tren raylarını izlediğimde, rayların iki kenarına sıra sıra dizilmiş pazarcıları ve ünlü pazarı görüyorum. İçinden tren geçmese, bildiğin bir semt pazarından farksız aslında.

İçeriye girdiğiniz anda, kesif bir koku yüzünüze vuruyor. Bizdeki semt pazarlarından farkı, işte tam da bu koku. Çürümüş et gibi kokan bir pazar burası. Bir süre sonra burnum kokuya alışınca, etrafı gözlemliyorum. İki sıra halinde dizilmiş satıcıların hepsi tam fotoğraflık. Ama satıcıların bir kısmı, sürekli fotoğraflanmaktan bıkmış ve suratsız görünüyor. Bir kısmı ise son derece şeker ve tatlı.

 

Pazar Saatleri:

Maeklong Railway Market‘tan trenin geçtiği belli saatler var. Bu saatleri önceden araştırıp gelmek gerekiyor. Tren saatleri her sene değişebiliyor. O yüzden gitmeden önce en yeni programa bakmakta fayda var. Birinci tren geçtikten bir on dakika sonra, bu kez karşı yönden ikinci tren geçiyor. Yani ilk treni gördükten sonra hemen pazardan ayrılmazsanız, aynı görüntüye bir kez daha şahit olabiliyorsunuz.

Maeklong Railway Pazarı’ndaki tren saatleri

Ben saatleri araştırıp gittiğim için pazarı fotoğrafladıktan hemen sonra çok beklemeden trenin geçişine şahit oluyorum. Tren geçmeden önce yüksek sesli anonslarla trenin yaklaştığı haber veriliyor. Pazarcılar karınca gibi iki arada tezgahlarını toplamaya başlıyor. O hengame içinde pazarın renkliliğini gölgede bırakırcasına, rengarenk, turuncu sarı bir tren ileride bir salyangoz gibi beliriveriyor. Kornasını çala çala, yavaş yavaş ilerliyor.

Trenin büyüsüne o kadar kaptırmışım ki, trenin önünden çekilmeyi unutuyorum. Trenin acı kornası kulaklarımı patlatırcasına bir kez de benim için çalınca kendime gelip, kenara çekiliyorum ve tren burnumun dibinden geçiveriyor. Muhteşem bir an bu!

Pazar Hakkındaki Genel Görüşüm:

Damnoen Saduak’taki hayal kırıklığımdan sonra, Maeklong pazarı bana çok iyi geliyor! Burası rengarenk, capcanlı, cıvıl cıvıl bir pazar. Hele trenin geldiği dakikalar insanı hipnotize edecek kadar büyülü! İyi ki gitmişim. Ne yapın edin mutlaka gidin!

AMPHAWA YÜZEN PAZARI

Sırada Amphawa Yüzen Pazarı var! Var olmasına var da bende para kalmadığını fark ediyorum. Üzerimde yalnızca Dolar ve biraz da bozuk Tay parası var o kadar. Yakınlarda bir döviz bürosu arıyorum ama nafile. Maeklong civarında bir döviz bürosu yok. Dövizi bozdurabileceğim tek yer bankalar ama pazar günü olduğu için onlar da kapalı. Maeklong pazarında dımdızlak kalıyorum. Siz siz olun, bu pazarlara yanınızda bolca Baht ile gidin.

Maeklong’tan Amphawa’ya Ulaşım:

Maeklong Railway Market‘tan Amphawa Yüzen Pazarı‘na 8 baht‘a songthaew’lar (Tayland usulü dolmuşlar) kalkıyor. Onlardan birine atlayarak Amphawa’nın yolunu tutuyorum.

Son bozukluklarımı dolmuşa verdiğim için Amphawa‘da bir döviz bürosu bulabilmeyi umuyorum. Dolmuşta yanımda yaşlı bir nine oturuyor. Dünyalar tatlısı. 85 yaşındaymış ve hâlâ bisiklet biniyormuş. Tam bir pamuk teyze. Sol tarafımda ise Tayvanlı üç kız var. Jenny, Cindy ve Meme. Amphawa’ya bu üç Tayvanlı kız ile birlikte gitmeye başlıyoruz. Yolda onlara para durumumu anlatınca, biz sana borç veririz diyorlar.  Ben de bu arada yana yakıla döviz bürosu arıyorum ama nafile.

Tam Amphawa‘ya yaklaşmışken kızlardan Jenny, pazara girmeden önce dönüş için otobüsü ayarlayalım, sonra yer bulmak sıkıntı oluyormuş deyince, önce dönüş otobüsünü ayarlamaya karar veriyoruz. Pazarın girişine yakın bir yerde konuşlanmış tezgahtan Bangkok’a dönüş için otobüsümüzü ayarlıyoruz. Otobüs ineceğiniz durağa göre 70-80 baht arası değişiyor. Dokuzda dönmeye karar veriyoruz.

Otobüs tezgahındaki kadın, bize bir de ateşböceği turundan söz ediyor. Gece karanlık çökünce sandalla ateşböceklerini izlemeye gittiğiniz bir tur bu. Kızlarla bu turu da almaya karar veriyoruz. Bende para olmadığı için benim biletlerimi kızlar alıyor. İlk kez gördükleri birine böylesine yardımcı olmalarına şaşırıyorum.

Pazarın Genel Görünümü:

Sonunda pazara giriyoruz. Amphawa Yüzen Pazarı, bana Asya’nın Venedik’i gibi geliyor. Yer yer Venedik’tekine benzer köprüler var. Amphawa epey dev bir pazar. Adının yüzen pazar olduğuna bakmayın, aslında tezgahların çoğu gayet karada ve yürüyerek geziliyor. Ama dilerseniz sandal turu da yapabiliyorsunuz. Yine de bana çok güzel, çok renkli ve çok hareketli geliyor. Hele ki sabahki ölü yüzen pazar deneyiminden sonra burası pek canlı.

Tezgahlarda türlü türlü yiyecekler satılıyor ve hepsini denemek istiyorum, ama param yok. Amphawa‘da Tayvanlı kızlara daha fazla borçlu kalmamak ve rahat rahat tezgahlardan alışveriş yapabilmek için kredi kartımdan para çekmeye karar veriyorum.

Zaten Dolar’ım var diye banka kartımı yanıma almamıştım. Yanımda para çekebileceğim bir tek kredi kartım var. Bankamatikten para çekip, Tayvanlı kızlara parasını ödeyince Amphawa‘nın tadını daha bir çıkarmaya başlıyorum. (Bu sırada kredi kartımı bankamatikte unuttuğumdan bi haberim! Bu acı farkındalığı otele gidince yaşacağım! Aklınızda bulunsun, Tayland’da bazı bankalar önce parayı, sonra kartı veriyor. Benim gibi kartı almadan bankamatikten ayrılmayın!)

Sandal Turu:

Amphawa Yüzen Pazarı‘nı gezmeyi bitirince, gözümüze sandal turları çarpıyor. Amphawa Yüzen Pazarı’nda sizi yakınlardaki tapınaklara götüren sandal turları satılıyor. Bu turdaBang Kung Tapınağı haricindeki tapınakların bir numarası yok. O yüzden bu turu alacaksanız sadece nehir gezintisi için alın. Ben öyle yaptım.

Akşam ise bu kez yine sandalla ateş böcekleri turuna çıkıyoruz. Karanlık gecenin içinde minik sandalımızla ilerlerken ateş böcekleri ağaçlarda yanıp yanıp sönüyor. Çocukken her gece odama giren ateş böceklerini görmek için, şimdi dünyanın bir ucunda üstüne para ödediğime inanamıyorum. Sandalcı birkaç ağacın altında durup gece yanan ateş böceklerini gösteriyor. Çok bir numarası yok açıkçası ama yine de ateş böceklerini görünce çocuklar gibi heyecanlandık.

Amphawa’dan Bangkok’a Dönüş

Amphawa Yüzen Pazarı‘nda artık saat iyice ilerliyor. Pazar gece de rengarenk ve ışıl ışıl ama bizim artık dönme vaktimiz geliyor.  Otobüs durağına gittiğimizde durakta epey büyük bir kalabalık olduğunu görünce iyi ki yerimizi önceden ayırmışız diyoruz. Sonradan öğreniyoruz ki, bizden önce otobüsü olanların otobüsü hâlâ gelmemiş. Bizim de otobüsümüz dokuzda ama saatler geçmesine rağmen gelmiyor. Bangkok otobüsümüze saat 11’e doğru ancak binebiliyoruz. Amphawa-Bangkok otobüslerinin çok tıkır tıkır işlediği söylenemez!

Amphawa Yüzen Pazarı Hakkındaki Görüşüm:

Amphawa çok güzel, çok kalabalık, cıvıl cıvıl bir pazar. Ben Damnoen yüzen pazarını daha ufak daha şirin buldum. Ama Amphawa Yüzen Pazarı da epey eğlenceli geçti. Amphawa’da yapılacak çok daha fazla seçenek var. Sandal turu olsun, pazar tezgahları olsun çok daha fazla. O yüzden daha fazla vakit geçirilebilecek bir yer.

Otele varışım gece yarısını geçiyor ama mutluyum. Kendime koyduğum bu zorlu hedefi -tursuz- başardığım için gururluyum. Bir pazar gününe tam üç pazar sığdırmayı başardım!

Bu mutluluğum Amphawa’daki bankamatikte kredi kartımı unuttuğumu fark ettiğimde biraz gölgeleniyor ama olsun. Önce Damnoen Saduak, ardından Maeklong, ardından Amphawa‘yı gezip gelmeyi başardığımı bilmek yine de güzel.

ROTA ÖNERİSİ:

Aslında önce Amphawa’yı gezip, sonra Maeklong’a gelmek ve sonra Damnoen Saduak yapmak yolu daha kısaltırdı, ama Damnoen Saduak öğlene kadar açık olduğu için, benim izlediğim rotayı izlemeniz gerekecek. Vaktiniz varsa Amphawa yakınlarındaki bir otelde bir gün gecelemek ve Amphawa’nın renkli gecesine böylece tanık olmak güzel olabilir. Biz keşke biraz daha fazla kalabilseydik dedik.

Damnoen Saduak’ı hafta içi de öğlene kadar ziyaret edebilirsiniz. Amphawa yalnızca Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri öğleden sonra açık.

Amphawa’yı gerçekten çok beğendim. Saatler geçirebileceğiniz bir yer. Ama fotoğraf çekmek için yine de Damnoen Saduak’ı tercih edin derim.

Maeklong’u ise mutlaka ama mutlaka Bangkok gezinize dahil edin. Bence inanılmaz bir deneyim!

Bu uzun yazıyı buraya kadar okuduysanız, sizi seviyorum, sevgiyle kalın:)

Şu yazılar da ilginizi çekebilir:

Bangkok Gezi Rehberi

Bangkok Uçak Mezarlığı

Erawan Müzesi

Damnoen Saduak Yüzen Pazarı

10 Günlük Tayland Rehberi

 

 

Onuncu Köy Yolcusu
Leave a Comment