ÇanakkaleGenel

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ABİDESİ

IMG_9927-255B1-255D.JPG

Çanakkale Şehitliği denildiğinde pek çoğumuzun aklında beliren manzara aslında buraya ait.  Meşhur dört sütünlü Şehitler Abidesi‘nin bulunduğu bu şehitlik epey geniş bir alana yayılıyor. Burayı gezmek için en az yarım saatinizi ayırmak gerekiyor.

İlk girişte  sizi Türk bayraklarının gölgesinde duran sembolik mezarlar karşılıyor.

Mezarları geçtiğinizde Mustafa Kemal’in yükselişini simgeleyen Mustafa Kemal heykelini, biraz ileride ise savaş rölyefini göreceksiniz.

Sol tarafta ise yaralı Anzak askerini taşıyan Türk askerini temsil eden “Yaralı Asker” anıtı bulunuyor.

Yaralı düşman askerini taşıyan Türk askeri temasının bu dönemde heykellere özellikle işlenmiş. Yeni kurulan cumhuriyet için birinci öncelik kalıcı olabilmek olduğu için savaşmış olduğun devletlerle bile diplomatik ilişkiler içinde olmak büyük önem taşıyormuş. Ulu Önder’in “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü de, yaralı düşman askerini taşıyan Türk askeri temalı heykeller de işte böyle bir gerçekliğin sonucu doğmuş.

ŞEHİTLER ABİDESİNİN ANLAMI

Burada görüp görebileceğiniz her heykelin size vereceği anlatacağı bir mesaj var. Ancak daha girişten itibaren bir heykel var ki, diğerlerini adeta heybeti ve ihtişamı ile silip geçiyor. Çanakkale’nin sembolü haline gelen bu dört ayaklı anıt,  şehitliğe şimdiye dek dikilmiş onlarca heykel arasında en heybetli ve ihtişamlısı.

Diğer somut heykellerin aksine, son derece soyut olan Şehitler Abidesi, dört sağlam dev sütun üzerinde Boğaz’ın en ucunda yükseliyor. Verilen mesaj net: “Biz buraya kazık çaktık, artık gitmeyiz.”

Yaklaşık 42 metrelik bu dev abide üzerinde dördü denize bakan, dördü karaya bakan sekiz rölyef yer alıyor. Denize bakanlar deniz savaşlarını, karaya bakanlar ise kara savaşlarını anlatıyor.

Başınızı yukarı kaldırdığınızda ise kırmızı-beyaz Türk bayrağının, sizi koruyup kollayan bir güç gibi hemen üzerinizde durduğunu görüyorsunuz.

ABİDENİN TARİHÇESİ

Buraya bir heykel dikme fikrinin Atatürk’ün silah arkadaşı Emin Nihat Sözeri’ye ait olduğu söyleniyor.  Milli Savunma Bakanlığı tarafından 1944 yılında bir proje yarışması açılıyor. II. Dünya Savaşı ve beraberinde getirdiği ekonomik sorunlar nedeniyle heykelin yapımı gecikicince Milliyet gazetesinin başlattığı bir kampanya ile heykel için para toplanıyor. Öğrencilerin bile harçlıklarını vererek katıldığı bu kampanya sonucu, Şehitler Abidesi’nin yapımı yaklaşık 4 milyon Türk Lirası harcanarak tamamlanıyor.

Bu arada heykelin bulunduğu yer o kadar rüzgarlı ki, bazen rüzgar sizi arkanızdan itebiliyor ve insan düşünmeden edemiyor. Ben Mayıs ayında bu rüzgarda eğilip bükülüyor iken, Çanakkale’nin bu güçlü rüzgarları altında insanlar nasıl savaşmış? O 15 yaşındaki ufacık çocuklar burada bırakın savaşmayı, o soğuğa nasıl dayanmış?

 

 

 

 

 

 

 

Onuncu Köy Yolcusu
Leave a Comment