Kamboçya

AsyaGenelKamboçya

12 GÜNLÜK KAMBOÇYA ROTASI

angkorgundogumu3Angkor'da gün doğumu

Kamboçya Kaç Günde Gezilir?

Ben Kamboçya için 12 gün ayırabildim, ama Kamboçya’yı adam akıllı gezmek için 15-20 gün şart. Kamboçya çoğu gezginin genellikle Tayland planına Angkor Tapınakları için dahil ettiği 3 günlük bir yer muamelesi görse de, aslında Kamboçya Siem Reap’ten ibaret değil.

Kamboçya’yı  pasaportunuzda bir damga daha olsun hırsı ile indi-bindi usulü değil, gerçekten dolu dolu gezmek için görebileceğiniz bir dolu yer var. Siem Reap, Battambang, Phnom Penh, Mondulkiri, Kratie, Kampot, Kep, ve Koh Rong adaları gibi. Ama böyle bir rota için yukarıda dediğim gibi en az 15-20 gün şart.

Tabi ne tür bir gezi yapmak istediğinize göre de Kamboçya kaç günde gezilir sorunuzun yanıtı değişir. Eğer sadece tarihi bir gezi yapmak istiyorum derseniz, 4 gün 3 gece Siem Reap, 2 gece Phnom Penh ile toplamda 5 gecede de ülkenin önemli tarihi noktalarını görüp kaçmak da mümkün.

Yok, Uzak Doğu’ya gitmişim, biraz da sahillerinin tadını çıkarayım derseniz, -ki Kamboçya sahilleri de Tayland sahilleri kadar güzeldir- bu rotaya Kamboçya’nın sahillerini eklediğinizde bir hafta daha üzerine koymanız gerekir.

Ben ise kendime Kamboçya kaç günde gezilir sorusu yerine, Kamboçya’da 12 günde nereleri gezebilirim diye sormak zorunda olduğumdan aşağıdaki gibi bir rota planlaması yaptım:)

Benim Kamboçya Rotam

Kamboçya rotamı belirlemek benim için en zor kısım oldu diyebilirim. 12 gün ayırdığım Kamboçya rotamda beni en zorlayan nokta, başkent Phnom Penh’i plana dahil edip etmeme konusu oldu.

Kamboçya tarihini biliyorsunuzdur, o yüzden burada ülke tarihçesine hiç girmeyeceğim, ama herkesin mutlaka görmesi gereken Ölüm Tarlaları ve bebeklerin duvara vurularak katledildiği yer olarak bilinen Tuol Sleng Soykırım Müzesi’nin (S21) bulunduğu başkenti görüp görmeme konusunda aşırı kararsızdım.

Battambang‘te bambu trenine binmek ya da Kratie‘de yunusları izlemek de beni daha çok cezbeden aktivitelerdi. Özellikle Fransız mimarisi ile meşhur Kampot en merak ettiğim noktalardan biriydi ama bunları yaparsam da adalara çok az vaktim kalacaktı.

Sonuçta Kamboçya’nın kanlı ve acılı tarafına ayak basmak istemediğime ve diğer yerlere de vaktim olmadığına karar verip daha eğlenceli bir Kamboçya rotası planladım. Kamboçya rotam özetle şu şekilde gerçekleşti:

Kamboçya Rotam: Nerede Kaç Gece Kaldım

12 günlük Kamboçya rotam:

Siem Reap: 5 gece 6 gün (12-17 Şubat) –Mad Monkey Hostel

Koh Rong: 3 gece (17-20 Şubat)

Koh Rong Samloem: 3 gece (20-23 Şubat)- Mad Monkey Hostel

Phnom Penh: 1 gece –yalnızca uçak aktarması için.

Bayon tapınağı Angkor Tapınakları arasında en göz alıcı olanı…

Siem Reap’te Nerede Kaç Gece Kaldım?

Bu rotada benim için en olmazsa olmaz nokta tabi ki Angkor Tapınakları idi. Bu nedenle en fazla vakti Siem Reap tarafına ayırdım. Angkor Tapınakları,  devasa bir alana yayılıyor. Başlıca üç tapınağı Angkor Wat, Bayon ve Ta Phrom‘u 1 günde hızlı hızlı gezmek de mümkün. Ama bu bence hem çok yorucu hem de anlamsız olacaktı. Çocukluğumdan beri Angkor Tapınak’larını görmek istediğim için, çocukluk hayalimi 1 güne sıkıştırmak istemedim.

Dolu dolu bir Angkor deneyimi için, Angkor Wat’ta gün doğumu ve gün batımını izlemek de şart olduğundan, özetle ben Angkor Tapınakları’na 3 gün ayırdım. Zaten Angkor biletleri 1-3-7 gün şeklinde alınabiliyor. 1 gün az, 7 gün çok fazla bence.  Ben 3 gün içinde iki kez Angkor’da gün doğumu izledim ve istediğim bütün tapınakları dolu dolu gezdim.

Tapınaklara ek olarak, Siem Reap’te görmeden dönmek istemediğim bir yer de yüzen köylerdi. Bir günü de yüzen köye ayırmak istediğim için  Seam Reap’e toplamda 5 gece 6 gün ayırmayı tercih ettim. Bu sürenin 3 gününü Angkor Tapınakları’nı gezmeye, bir gününü Yüzen Köy gezmeye ayırdım. Diğer günler yol ve transfer nedeniyle harcanmış oldu. Yani aslında süre açısından kendimce nokta atışı bir planlama yapmışım. Öte yandan bana sorarsanız Siem Reap, dolu dolu bir haftayı bile hak ediyor.

Koh Rong Adası’na Siem Reap’ten Nasıl Gidilir? Sihanoukville’den Nasıl Geçilir?

Siem Reap’ten Koh Rong adalarına geçmek için ise önce Sihanoukville’e uçtum, oradan feribotla Koh Rong adasına geçtim. Kamboçya’da otobüsler ucuz ama şehirler arası otobüsler bizdeki kadar konforlu ve hızlı değil. Ben bu nedenle yarım saatte uçabileceğim bir yolu 8 -10 saatte gitmek istemedim.

Sihanoukville’i hiç gezmedim. Zaten ayak basar basmaz bir an önce orayı terk etmek istedim. Hiç tekin gelmedi bana. Bence siz de Sihanoukville’de vakit kaybetmek yerine doğruca Koh Rong ya da Koh Rong Samloem adalarına geçebilirsiniz. Adalara feribot biletini Sihanoukville’e inince hallettim. Önceden uğraşmadım. Ama feribot seferlerinin  öğleden sonra beş gibi sona erdiği için, uçağımı sabah erken saate alıp, Sihanoukville’e vakitlice gidip, bilet işlerini erken saatlerde bitirdim.

Koh Rong sahilleri muhteşem derken haksız mıyım?

Koh Rong Adaları’nda Nerede Kaç Gece Kaldım?

Koh Rong ve Koh Rong Samloem adalarında 3’er gece kaldım. Adalar arasındaki geçişi de yine adadayken aldığım feribot bileti ile gerçekleştirdim.

Koh Rong, adaları ile diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz, ama size kalış süresi ile bir planlama yapabilmeniz için fikir vermek için özetle şunları söyleyebilirim.

Konaklama:

Koh Rong Adası, bizim Olympos’umuzun Kamboçya şubesi gibi. Yeni yeni daha lüks oteller yapılsa da, adada çoğunlukla ağaç evler, bungalovlar, çok basit ve yalın konaklama seçenekleri var.

Benim şansıma, oradaki kalışım Çin yeni yılına denk gelince bu sınırlı konaklama imkanları fiyat/performans açısından uçuk düzeydeydi.

İlk tuttuğum daha lüks segment sayılabilecek Gauguin Otel‘in geceliği 50 Dolar idi. Odam başkasına satıldığı için bir gece Koh Rong Boutique otelde kaldım. Geceliği 50 Dolar’dı yine. Sıcak suyu vardı, ama yine de 50 Dolar etmezdi. Diğer yazılarımda fotoğraflarını görebilirsiniz.

Adada son dakikada bulduğum ortak banyolu, sıcak suyun olmadığı hostelde (sanırım adı Happy Luna idi. Notlarıma Happy Tuna diye kaydetmişim, ama muhtemelen yanlış yazdım) iki geceye 37 dolar verdim. Konum itibariyle çok iyiydi, salaştı ama odaları genişti, altında marketi vardı ve işletmecisi Türk’tü. O sıkıntılı zamanda, bize direkt yardımcı oldukları için tavsiye ederim.

Buraya önemli not: Booking’ten konaklama yapmayı tavsiye etmiyorum. Benim gibi Çin Yeni yılı zamanında gitmezseniz, adada kendiniz rahatlıkla konaklama bulursunuz. Booking’ten yaptığınız rezervasyonu otel kafasına göre iptal edebiliyor. Konaklama açısından ben bir daha gitsem Tree House Bungalows‘ta kalmayı isterdim sanırım. Yine salaş ama adada kaldığımda bana en güzel yer orası gibi geldi.

Ada tabi salaş bir ada olduğu için de beklentiyi buna göre ayarlamak gerekiyor. Restoran ve otellerin hijyen olanaklarının epey sınırlı olduğunu baştan söyleyeyim. Çoğu bungalov ve otelde soğuk su ile duş almanız gerekebilir. Restoran tuvaletinde elinizi yıkayacak bir sabun ya da tuvalet kağıdı bulamayabilirsiniz.

Gündüz ve Gece Hayatı

Buna ek olarak, her ne kadar eğlence adası olarak bilinse de adanın eğlencesi de daha çok tekno müzik seven  kitleye hitap ediyor. Tekno müzik sevmiyorsanız, içki vs ile de benim gibi çok alakanız yoksa, ada eğlencesi sizi sarmayabilir.

Şimdi gelelim adanın en güzel özelliğine. Arkadaşlar adanın muhteşem sahilleri var. Al çadırını kur sahile olayına girerseniz nefis vakit geçirebilirsiniz. Adanın merkezinden  uzak sahillerden özellikle çok keyif alabilirsiniz. Maldiv beyazı kumlar, uçsuz bucaksız bir deniz diye özetleyebilirim Koh Rong sahillerini…

Adada çok sayıda Türk olduğu için de yaban ellerde memleketinizde geziyor hissini yaşattığından bana pek sevimli geldi. Benim burada Booking’ten tuttuğum odam başkasına satıldığı için oradayken bir an önce adayı terk etme hissiyatına girmiştim. O yüzden 3 gün bana fazlasıyla yetip artmıştı o dönem. Şimdi dönüp fotoğraflara bakıyorum da, böyle bir aksilik yaşanmasaymış, bu adada rahat bir hafta sıkılmadan tatil yapabilirmişim. Siz kendi tercihlerinize göre süreyi uzatıp kısaltabilirsiniz.

Koh Rong Samloem’de kaldığım Mad Monkey Hostel’in sahili… Evet burası bir hostel sahili:)

Koh Rong Samloem Adası’nda Nerede Kaç Gece Kalınır?

Koh Rong Samloem adası, benim Kamboçya seyahatimin en güzel noktalarından biriydi. Koh Rong Samloem, zümrüt yeşili deniz ve koyların tadını çıkarmak isteyenlerin yeri.

Burası Koh Rong kadar eğlencesi bol bir yer değil.Adada askeri üs olduğundan gece on ikiden sonra müzik sesi vs kesiliyor. (En azından benim kaldığım hostelde durum bu şekildeydi.) Eğer bir internet bağımlısı iseniz, baştan uyarayım internet doğru dürüst çekmiyor. Doğayı seviyorsanız, partilemekten bıkmışsanız ya da partilemek size göre değilse, kafa dinlemek istiyor, güzel insanlarla keyifli vakit geçirmek istiyorsanız, Koh Rong Samloem’i kesinlikle öneririm.

Konaklama

Koh Rong Samloem’i bu kadar sevmemde, kaldığım Mad Monkey Hostel‘in payı da var tabi.  Siem Reap’tekini de Koh Rong Samloem’dakini de şiddetle öneririm. Yukarıda gördüğünüz sahil, beş yıldızlı bir otelin değil, bir hostelin sahili evet.

Hostel hem şahane bir koyda olduğu için hem de ruhu da benim kafama çok uyduğu için keşke 3 gece değil, bir hafta kalsaydım dediğim bir yer oldu burası.

Üstelik adada benim hostelin olduğu koyun dışındaki koylar da dehşet güzelmiş. Onları görmeden döndüğüme üzüldüm. Koh Rong Samloem’e bir kez daha gitmek ve daha uzun kalmak isterdim. 3 gece bana kesinlikle yetmedi. Ama internetsiz 3 gece kalmak sizi zorlarsa, ona göre kısaltın kalışınızı.

Umarım yardımcı olmuştur. Instagram adresim Onuncukoyyolcusu’nda Kamboçya seyahatime dair gün gün hikayelerimi, fotoğraflarımı bulabilirsiniz.

Başka Bir Gözle Kamboçya yazımı okumak için tıklayın.

 

 

 

AsyaKamboçya

Başka Bir Gözle Kamboçya

angkorwatsunrise

Kamboçya’yı Nasıl Bilirsiniz?

Kamboçya denilince aklınıza ne geliyor? Vahşi bir doğa, kanlı bir tarih, fakir, tekinsiz bir coğrafya mı? Çok değil, bundan 40 küsur yıl önce katliamlarla boğuşmuş, fakir bir ülke  olarak hafızamıza kazınmış Kamboçya.

Oysa kimileri için kanlı, hüzünlü bir rota olan Kamboçya, benim için hep mistik, gizemli, esrarengiz, büyüleyici ve çekici olageldi. İşte tam da o nedenle Kamboçya’nın o insanın yüreğini acıtan yanını değil, sevecen, cana yakın, mistik, insancıl yanını görmek için yola çıkacaktım.

Kendime hazırladığım rotada, önce kendimi Kamboçya’nın mistik tarihinde büyüleyici bir serüvene çıkardım. Sonra dümenimi akşamları güneşin adeta altın bir top gibi eriyerek suları altın sarısına boyadığı Tonle Sap Gölü’ne çevirdim.

Bu devasa gölün hayat verdiği yüzey köylerde, fakirliğin içinde ama bir o kadar da hayatından mutlu insanların zorlu yaşamına tanık oldum. Son durağım ise alabildiğine uzanan bembeyaz kumların billur sular ile buluştuğu, geceleri planktonlarla ışıldayan denizleri ile iki farklı Kamboçya adası oldu.

 

Angkor Wat’ta gün doğumu enfes manzaralar sunuyor.

Siem Reap

Angkor Tapınakları’nda Mistik Bir Tarihi Yolculuk

Kamboçya’ya gitmek için  bir sebep vermek gerekirse, tek bir sebep yeterli aslında: Angkor Tapınakları. Bir zamanlar Londra, 50 bin kişilik bir şehir iken, 1 milyonluk nüfusu ile Güneydoğu Asya’nın en önemli antik şehirlerinden biri olan Angkor, 400 km2lik devasa bir alana kurulmuş görkemli bir tapınaklar şehri. Şehrin dört bir yanına dağılmış yüzlerce tapınak, bugün Kamboçya’nın Siem Reap şehrinde yer alıyor.

Angkor evleriyle, saraylarıyla, devlet binalarıyla bir zamanlar dünyanın en ihtişamlı şehirlerinden biri olsa da, bugün Kamboçya’nın 9. yüzyıldan 15.yüzyıla kadar sahip olduğu o büyük gücün ve ihtişamın bir kanıtı olarak geriye sadece taş tapınaklar kalmış.

Nedeni ise hayli ilginç.  O  dönemde taş ve tuğladan yapılan binaların yalnızca Tanrılara mahsus olduğuna inanıldığından, fanilerin bulunduğu binalar da fani malzemelerden yapıldığı için, günümüze gelmeye ömürleri yetmemiş. Oysa tanrıların evleri  tanrılara yakışır şekilde hâlâ doğaya ve zamana direnmeye devam ediyor.

Şehir merkezinden tuk-tuk adı verilen motorlu araçlarla yaklaşık 40 dakikada ulaşılabilen tapınakların en ünlüleri Angkor Wat, Bayon ve Ta Prohm tapınakları.

Angkor Tapınakları’nda Yapılması Gerekenler

UNESCO Dünya Kültür Mirasları Listesi’nde yer alan Angkor’da unutulmaz bir gezi için yapılacaklar listesinde başı çekenler şunlar:

  • Angkor Wat’ta gün doğumunu izlemek,
  • Bayon tapınağının kulelerinden size huzur içinde gülen 216 surata karşı gülümsemek,
  • Tomb Raider filminin çekildiği Ta Prohm tapınağında zamana karşı yarışta doğanın her zaman bir adım önde olduğuna tanıklık etmek,
  • Phnom Bakheng tapınağında Angkor Wat üzerinde batan güneşi seyretmek.

Angkor Wat gezileri 1, 3, ya da 7 günlük biletler ile yapılıyor. En önemli üç tapınağı gezmek, iyi bir planlama ile bir günde mümkün olsa da, çok yorucu olacağı için en güzeli 3 günlük bilet alıp sindire sindire gezmek.

Dikkat edilecek bir diğer nokta ise, Angkor Wat’ta gün doğumları için sabah 4’te kalkıp yola düşmek ve böylece Çinli turist kafilelerini saf dışı bırakarak en ön sıradan yer kapmak. Gün batımı için ise Phnom Bakheng tapınağına en geç öğleden sonra üç buçuk dört gibi  gitmek gerektiğini unutmamak gerek. Ziyaretler 300 kişilik gruplar ile sınırlı tutulduğundan -benim başıma geldiği gibi- sıra size geldiğinde güneş çoktan batmış olabilir çünkü.

Tonle Sap: Kamboçya’nın Fakir ama Mutlu İnsanlarının Gölü

Kampong Phluk köyündeki bir balıkçı ağlarıyla uğraşırken…

Siem Reap mistik bir tarihin yanı sıra modern şehirli insanın aşina olduğundan çok daha farklı hayatlara da ev sahipliği yapıyor. Angkor Tapınakları’nda geçmişe yolculuğumu tamamlayınca, Kamboçya’nın bugünü ile tanışmak için kendime Tonle Sap Gölü’ndeki yüzen köyleri ziyaret edebileceğim bir tur satın alıp, buradaki halkın zorlu ama mutlu yaşamlarına tanık olmaya gidiyorum.

Tonle Sap, Kamboçya’nın yüzen köylerine ev sahipliği yapıyor. Uzun direkler üzerine inşa edilmiş bu evlerde, köy sakinleri basit ama bir o kadar da sıradışı hayatlar yaşıyor. Muson zamanı, gölün suları yükseldiğinde evler suyun üzerinde yüzüyor gibi göründüğünden, bu yerleşim alanları yüzen köy olarak biliniyor. Sular çekildiğinde ise göl kıyısında normal bir köy halini alan bu yerleşimlerde, çocuklar kaygısızca sokaklarda oynuyor ve her şeye rağmen mutlulukları gözlerinden okunuyor.

Koh Rong ve Koh Rong Samloem Adaları   

Koh Rong Sahilleri

Kamboçya yemyeşil ormanların kızıl topraklarla buluştuğu, vahşi bir doğaya sahip bir ülke gibi bilinse de, aslında bembeyaz kumları, masmavi denizi ile nefes kesici güzellikte ve hâlâ bakirliğini koruyabilmiş adalara sahip. Bugüne kadar komşusu Tayland’ın sahilleri kadar adından söz ettirememiş ama en az onlar kadar eşsiz bir deneyim sunan bu adalar artık nihayet hak ettikleri değere yavaş yavaş kavuşmaya başlamış.

Asya’nın Olympos’u Koh Rong: Salaş, konforsuz bir cennet

Kamboçya’da gündüzleri bembeyaz kumların ve billur suların tadını çıkarıp, gece sabahlara kadar eğlenmek isteyen sırt çantalıların adresi Koh Rong Adası. 2000’lere kadar yalnızca birkaç yerel ailenin yaşadığı bu adanın en ilginç özelliği ise Türk nüfusu ve işletmecilerin fazlalığı. Hatta adanın bugün bir turizm cenneti haline gelmesinde Türklerin rolü büyük.

Ada, bizim Asya’daki ikinci memleket diye tabir edilebilecek kadar yoğun bir Türk nüfusuna sahip. Hal böyle olunca da, Güneydoğu Asya’ya yemekleri yüzünden çekince ile yaklaşanlar için bu ada bulunmaz bir nimet. Çünkü masmavi bir cenneti andıran bu adada güne kahvaltıda menemen ve poğaça ile başlamak bir rüya değil, gerçek.

Koh Rong Adası’nda gündüzleri adanın ünlü sahillerini (4K Beach, Long Beach) ziyaret edebilir, tekne turuna çıkabilir, geceleri ise denizin içinde ateş böcekleri gibi parlayan planktonların size göz kırpışlarını izleyebilirsiniz.  Ada gece hayatı ile de hayli meşhur. Özellikle de Police Beach’te yapılan partileri için adaya  çok sayıda tekno müzik meraklısı turist akın ediyor.

Koh Rong bundan birkaç yıl öncesine kadar ufak bir sahil şeridindeki birkaç basit bungalovdan ibaret iken, artık yavaş yavaş modern tesislerin de inşa edilmeye başladığı bir ada. O yüzden adanın bizim cennet Olympos’umuzu andıran o salaş, gizli saklı,  el değmemiş dokusu daha fazla bozulmadan ziyaret etmek için çabuk olunmalı.

Huzurun Adresi: Koh Rong Samloem

Koh Rong Samloem’deki hostelimin manzarası

Kamboçya’da sessizlik, sükûnet ve doğayla baş başa bir tatil arayanların gözdesi ise Koh Rong’dan bir feribot uzaklıktaki Koh Rong Samloem Adası. Saracen Bay’de yer alan ada Koh Rong adasının mavi sularının aksine zümrüdi sulara sahip. Daha dingin, daha sakin, daha mazbut bir kardeş gibi.

Buraya Sihanoukville’den doğrudan ya da Koh Rong  Adası üzerinden ulaşım mümkün. Ada geceleri partilemek isteyenlerden çok, kendini akışa bırakmak isteyenlerin, hatta teknolojik detoks yapmak isteyenlerin adresi.

İnternetin kısıtlı çektiği hatta yer yer çekmediği adada, Kamboçya donanmasının da bir üssü bulunduğundan, gece belli bir saatten sonra müzik sesi kısılıyor ya da tamamen kapatılıyor. Geriye ise sadece yıldızları izlemek, denizin sesini dinlemek ya da planktonlarla yüzmek kalıyor.

Daha fazla fotoğraf için Instagram’da “Onuncukoyyolcusu” adresimi takip edebilirsiniz.

12 Günlük Kamboçya rotamı daha ayrıntılı okumak için bu linke tıklayabilirsiniz.

 

 

 

AsyaGenelGezi HazırlıklarıKamboçyaYolcu Tavsiyeleri

Booking.com’da tuttuğunuz oda başkasına satılırsa?

Booking.com’a güvenip de yola çıkanlar bu yazıyı dikkatli okusun. Çoğumuz otel rezervasyonlarımızı booking.com üzerinden yapıyoruz. Peki booking.com ne kadar güvenli? Aylar öncesinden yaptığınız ve büyük hayallerle gittiğiniz yerde, bir an önce valizleri odaya, kendinizi sahile atmanın hayalini kurarken, bir anda odanızın başkasına satıldığını öğrenirseniz ne yaparsınız? Üstelik de kalacağınız yerdeki bütün oteller çoktan dolmuşsa? Bambaşka bir ülkede, telefonsuz ve internetsizseniz ne yaparsınız?

17 Şubat’ta bir senedir hayalini kurduğum Koh Rong adasına geldim. Saat üç sularında adaya ayak basıp, bir an önce kendimi tuttuğum otele attım.

Koh Rong adasında konaklamalar genelde oldukça basit bungalovlar şeklindedir. Bu bungalovlarda ara sıra sizin dışınızda canlılarla birlikte kalmanız gerekebilir, hamamböcekleri, kertenkeleler, hatta maymunlar ile birlikte uyanabilirsiniz. Tuvalet ve banyo imkanları da sınırlıdır.

O yüzden kendimce en doğrusunu yapıp, paraya kıyıp, Koh Rong için oldukça pahalı olan ama son derece düzgün görünen Gauguin Resort’u booking.com’daki yorumlarına güvenerek tutmaya karar vermiştim.

Booking.cm üzerinden tuttuğum diğer oteller, bu seyahat sırasında beni epeyce hayal kırıklığına uğrattığı için bu seferki otelimde şeytanın bacağını kıracağımı ve muhteşem bir konaklama geçireceğimi düşünüyordum. Olmadı.

Peki ne mi oldu?

Suratsız bir resepsiyon görevlisi beni karşılayıp odamın başkasına satıldığını söyledi. Seyahatim Çin yeni yılına denk geldiği için her yerde doluluk vardı ve otel Çinli müşterilerini bana tercih etmiş, odamı da onlara satmıştı.

Ve öyle kurnazlardı ki, kendilerine daha iki gün önce geleceğimi belirten bir mail atmama rağmen, bana odamı sattıklarını haber vermemişlerdi. Konaklamamı da booking.com üzerinden iptal etmemişlerdi ki ben oraya kadar yine de gelip, onlara mecbur kalayım. Tam bir şark kurnazlığı!

Resepsiyonist kız benim için yolun karşısındaki başka bir otelde oda bulduklarını ve aynı paraya orada kalabileceğimi söyledi.  Adada bütün oteller o gün için çoktan dolmuştu, akşam olmak üzereydi, ve ben çantaların ağırlığı altında eziliyordum. Yüksek ihtimal hayır desem, geceyi kumsalda geçirecektim. Kız da bunu biliyordu. Bunu planlamıştı ve bana en çok koyan da buydu. Mecbur kabul edip yolun karşısındaki otele gittim.

Oda Fiyaskosu

Gösterilen odanın nasıl bir yerde olduğunu fotoğraflar size anlatsın. Gauguin Resort’un bana gösterdiği yer, aslında lüks görünümlü bir oteldi ama bana bu otelin en kötü en izbe odasını ayırmışlardı. En alt katta henüz inşaatı yarı bitmiş bu odanın, önünde çuval çuval inşaat malzemesi ve çuval çuval çöp duruyordu ve Gauguin bu bok çukuruna (evet bok çukuru, başka bir ifade bulamıyorum burası için) tamı tamına 51 dolar ödememi istiyordu! Yani onlara ödeyeceğim paranın aynısını bu berbat pislik yuvasına ödemek zorundaydım.

Booking.com’u aramaya çalışıyorum ama ne mümkün. Email atıyorum. Kimse dönüş yapmıyor tabi ki. Hiçbir seçeneğim yok. Tamam diyorum, ödemeyi yapıyorum ve odaya eşyaları bırakıp kendime başka bir otel arıyorum.

Yol üzerindeki her yer dolu ya da 60 dolar gibi abuk sabuk fiyatlar isteniyor. Sonunda Happy Luna’da Türk bir işletmeciye ait bir otelde ertesi gün için kendime bir oda buluyorum. Geceliği ilk gece 25 dolar, sonra 12 Dolar. 37 Dolar’a kapatıyorum iki geceyi.

Booking.com’a bu süre içerisinde defalarca email atıyorum. Ertesi güne kadar kimse dönmüyor.

İptal Fiyaskosu

Bu arada Gauguin Resort’a da defalarca konaklamamı iptal etmesini söylüyorum. Çünkü ben iptal edersem bir de iptal ücreti olarak otel ücretinin tamamını ödemek durumunda kalabilirim. Tamam iptal edeceğiz, birazdan email gelir size diyorlar. Birazdan email geliyor gerçekten, ama nasıl?

Uyanıklıkları son bulmayan Gauguin Resort bu kez de beni otele hiç gelmemiş gibi gösteriyor. Bu sayede benden iptal ücretinin tamamını alma hakkına sahip oluyor. Hem ilk geceni ücreti, hem de kalmadığım üç gecenin ücretini kartımdan çekme hakkına sahip. Çektiler mi bilmiyorum, çünkü Türk telefonum kapalı, ve banka hesaplarımı telefonsuz göremiyorum.

Peki booking.com ne yapıyor? Hiç! Koca bir hiç arkadaşlar. Bana sadece otomatik mesajlarla cevap veriyorlar. Kendilerine defalarca Kamboçya hattımın numarasını verip beni bu numaradan aramalarını rica etmeme rağmen hiçbir şekilde aramıyorlar. Emailde sadece özür diliyorlar, ama kartımdan para çekildi çekilmedi, makbuzları aldılar mı almadılar mı, bana ödeme yapacaklar mı yapmayacaklar mı, hiçbir bilgi vermiyorlar.

Sonuç

Türkiye’ye döndükten sonra Booking.com’u defalarca aradım, email attım, ama paramı iade etmeyi kabul etmediler. Gaugin’in benden aldığı 51 Dolar yerine sadece 25 Dolar iade edeceklerini söylediler. Reddettim. Booking.com üyeliğimi iptal ettim. Bir daha asla kullanmayı düşünmüyorum.

Peki siz ne yapmalısınız?

1-Booking.com’a güvenmeyin ve kullanmayın

Benim bu deneyimden öğrendiğim şu. Birincisi booking.com’a asla ama asla güvenmeyin ve mümkünse onları kullanmayın. Bunun zor olduğunu ve pratik olmadığını biliyorum ama yapabilirseniz konaklamanızı türk siteler üzerinden ya da doğrudan otellerin kendisinden yapın. Bu sadece kalışınız çok daha garanti altında olur. Acil bir durumda Türk bir işletmeye ulaşmak, booking.com’a ulaşmaktan daha kolay olacaktır.

 

2- Uzlaşmacı ve uyanık olun, sonra canlarına okuyun

İkincisi böyle bir durumla karşılaşırsanız, otelle benim gibi kavga etmek yerine, tamam olur fark etmez diyerek, verdikleri yerde kalın, ödemeyi sorunsuz yapın, makbuzlarınızı düzgün alın, hiçbir problem yok gibi davranın. Mümkünse her şeyi kayıt altına alın. Video çekin, fotoğraf çekin. Seyahatinizden sonra booking.com’a oteli belgeleri ile şikayet edip, ödemenizi geri isteyin.

Bu sayede hiç değilse benim gibi sinir harbi yaşamazsınız ve benden daha uyanık davranmış olursunuz.

Ama bundan sonra booking.com’u kullanırken iki kez düşününün. Oradaki otel yorumlarına ve puanlamalarına kanmayın. Benim bu seyahatte gördüğüm, o yorumların çoğu sahte.

Herkese sevgiler