Macaristan

AvrupaGenelMacaristan

Budapeşte’de Hiçbir Şey Yapmamak

Bizim Budapeşte gezimiz biraz saçma sapan, plansız programsız bir gezi oldu. O yüzden burada yazıp yazmamakta çok kararsız kalmıştım. Ama her deneyim bir katkı sunar, sen yine de yaz kızım dedim, ve geçtim bilgisayarın başına.

Budapeşte’ye Nasıl Gittik?

Bir arkadaşımız Budapeşte’ye yerleşince onu ziyaret etmek için biz bir hafta sonu arabaya atlayıp Budapeşte’ye gittik. O günlerde Slovenya’da yaşadığımdan istediğim gibi arabaya atlayıp yakınlardaki istediğim bir şehre rahat rahat gidebiliyordum. Budapeşte’ye İstanbul’dan 2 saatlik bir uçuşla ulaşabiliyorsunuz. Pegasus ve THY’nin doğrudan seferleri bulunuyor.

Budapeşte’de Nerede Kaldık?

Arkadaşımızı ziyaret etmeye gittiğimiz için onun evinde kaldık doğal olarak:) Yani size anlatabileceğim bir otel tecrübem yok. Arkadaşımızın evi, Elizebeth Meydanı yakınlarındaydı ve buradan her yere yürüyerek gidip geldik. Belki siz de Elizabeth Meydanı civarında bir otel bakabilirsiniz.

Budapeşte’ye Kaç Gün Ayırmalı?

Şimdi biz hiçbir özel aktivite yapmadan iki gün geçirdik ve yapacak çok şey vardı aslında. Budapeşte’yi bir hafta sonuna sığdırmaya çalışmamalı gibi geliyor. Budapeşte için en az 4 gün lazım diye düşünüyorum.

Budapeşte’ye Ne Getirmeli?

Biz 23 Nisan tatilini fırsat bilip gitmiştik. Gündüz epey sıcaktı. Kolsuz bir badi ile rahat rahat gezebildim, ama akşama doğru hava serinledi. İstanbul havası gibiydi diyebilirim. Baharda gidecekseniz yanınıza bir deri ceket almanız iyi olabilir.  Kışın epey soğuk olabileceğini düşünüyorum. Tedarikli gitmekte fayda var.

Budapeşte’de Neler Yaptık?

Valla hiçbir şey yapmadık. Aklınıza gelebilecek hiçbir turistik aktiviteye dahil olmadık. Yaptığımız en turistik aktivite, es kaza bir turistik lokasyonun önünden geçtiysek onun önünde bir fotoğraf çektirmek oldu:) Ama yine de şehirden çok keyif aldığımız bir gezi oldu.

İlk gece arkadaşımızın Budapeşte’deki evine çok geç saatlerde vardığımız için yakınlardaki bir falafelcide yemek yiyip oradan Budapeşte gecelerine aktık. Şu an adını hiç hatırlamadığım bir barda epey eğlendikten sonra evlere dağıldık.

Sabah gecenin yorgunluğu ile anlamsızca erken uyanıp Budapeşte’nin sokaklarını keşfe çıktık. Önce Molnar’s ‘ta Macarların ünlü hamur işi “makara” tatlısı ile güzel bir kahvaltı ettik. Bu tatlının orijinal ismi kurtos kalacs hatta kürtoskalacs. Baca tatlısı, düğün tatlısı olarak da geçiyor. Romanya’da yaşayan Macarlar bu tatlıyı mangal kömürü ateşinde özel günlerde pişirirlermiş. Bugün her yerde bulmak mümkün. Kokusunun tadından daha iyi olduğunu söyleyebilirim, ama sabah aç karna çok iyi gidiyor. Sokakları kaplayan bu kokuya hayır demeniz ve geçip gitmeniz zaten mümkün değil.

Ardından yol bizi nereye götürürse diye gezmeye başladık. Yol bizi Zincir Köprü’ye götürdü. 1839’da yapımına başlanıp 1849’da yapımı tamamlanan bu köprü, 2. Dünya Savaşı’nda havaya uçulmuş ve 1949’da yeniden inşa edilmiş.

Biz oradayken bisikletlilerin düzenlediği bir geçit törenine denk geldik sanırım. Kimisi farklı kıyafetler giymiş bir sürü bisikletli yanımızdan geçerken, kimileri de Zincir Köprü’nün tepelerine çıkmış fink atıyordu.  Bir yanda bando çalıyordu (galeride fotoğrafları görebilisiniz), bir yanda insanlar çılgınca dans ediyordu.

 

Bir süre bu eğlenceli ortamın tadını çıkarıp şehri biraz daha gezdik. Budapeşte’nin sembolü sayılan Parlamento Binası’nı uzaktan seyre daldık, karşımıza çıkan güzel mimari eserlerin fotoğrafını çektik ve yorulunda Erszebet Meydanı‘nda arkadaşla buluşup burada yemek yedik.

Erszebet Meydanı, ortasında bir havuz ve havuzu saran çimenlerin bulunduğu, yemek yiyebileceğiniz kafelerin yer aldığı, şehir merkezinde güzel bir meydan. İnsanlar çimenlere yayılmış ya da havuz kenarına oturmuş açık havanın tadını çıkarıyordu. Biz de tam bir Budapeşteli gibi yayıldık. Bu arada bana mı öyle geldi bilmiyorum ama Budapeşteliler de bizim gibi çok fazla sigara içiyor:) Tip olarak da bize çok benzediklerini düşündüm. Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Gece ise kaldığımız evin yakınlarında olduğu için yürüyerek gidebildiğimiz Romkert adlı gece kulübünde eğlendik. Epey geniş ve lüks bir mekandı. Burada hayatımdaki en iyi white russian’ı içmiştim. Barmenler değişmiştir gerçi, ama bir deneyin derim.

Ertesi gün ise erkenden dönüş yolculuğuna geçtik. Budapeşte gezimizde turistik hiçbir yer görmedik, sadece plansızca şehri yaşadık. Yedik içtik eğlendik. Oradan oraya koşturmalı, orada burada fotoğraf çektirmeli bir gezinti olmadı. Ama yıllar sonra bile şehrin güzelliği aklımda kaldı. Bir sonraki Budapeşte seyahatimi ise gayet planlı programlı gerçekleştireceğim. Bakalım aradaki farkları size yazarım.

Siz Nereleri Görebilirsiniz?

Parlamento Binası, Balıkçı Tabyası, St. Stephen Bazilikası, Matthias Kilisesi’ni ziyaret edebilir, Castle Hill’e düzenlenen walking tour’lara katılabilir, Budapeşte Operası’nda bir performans izleyebilirsiniz. Şehri panoramik gezmek için ise 2 Numaralı tramwaya binerek, şehir gezisini çok ucuza getirebilirsiniz. 2 numaralı tramvay Parlamento Binası’ndan da geçiyor.