İstanbul

GenelİstanbulTürkiye

Balat Rehberi

IMG_8062

Siz de benim gibi renklere aşık, insan portreleri çekmeye meraklı bir amatör fotoğrafçı iseniz, İstanbul’un belki de en zengin fotoğraf malzemesi veren adresindesiniz… Balat öyle bir semt ki, her adımında size poz verir… Her köşe başında bir çocuk, renkli bir ev, eskinin modernle buluştuğu minik bir kafe, yaşamların iç içe geçtiği bir sokak çıkabilir karşınıza…

Bu yazıyı ilk kez Balat’a fotoğraf çekmeye gitmeyi planlayan İstanbul gezginlerini düşünerek hazırladım… Umarım yardımcı olur…
 

 

Balat’ta Fotoğraf Çekmeye Başlamadan Önce:

Balat’a vardığınızda kendinizden geçmeniz ve kendinizi sokaklara bırakıp, yol nereye götürürse diye fotoğraf çekmeye başlamanız olası. Durun. Henüz değil.

Öncelikle Balat’ta fotoğraf çekmeye başlamadan önce yapmanız/bilmeniz gereken bir iki şey var. 

1- En yakın bakkala uğrayın ve abur cuburu alın

Bu ilk ve en önemli ayrıntı. Burası artık birer fotoğrafçı koyu haline dönüştüğü için, Balat sokaklarında renkli evler ve çocuklar kapanın elinde kalıyor. Arz-talep dengesinin kitabını yazacak hale gelmiş Balat çocukları ise verdikleri pozun karşılığını almak istiyor. Zaten çocukları sevindirmekten daha güzel ne var?  Fotoğrafını çektiğiniz çocukları birkaç tadımık atıştırmalık ile mutlu etmek sizin elinizde.

 

Ön uyarı, bazı çocuklar atıştırmalık yerine sizden açık açık harçlık isteyebilir. Bunu biraz rüşvet gibi gördüğümden, çocuklara harçlık verilmesine karşıyım, ama harçlık vermek isterseniz önceden yanınızda bol bol bozukluk getirin. İmkanınız varsa, harçlık yerine çorap eldiven vs gibi minik hediyeler de düşünebilirsiniz tabi.

2. İnsanların fotoğraflarını çekmeden önce izin isteyin.

Balat sakinleri iki gruba ayrılıyor. Fotoğraf çektirmeyi sevenler ve sevmeyenler. Sevenler zaten size gülümseyerek poz verecek, hatta belki özel olarak hazırlanıp sokaklarda arz-ı endam edecektir. (Buradan kırmızılı kadına selam ederim.)

Velakin Balat halkının bir kısmına fotoğrafçılardan gına gelmiş olacak ki, bazıları siz makineyi ona tutamadan sizden fersah fersah kaçabilir, ya da bir güzel paylayabilir. O yüzden özellikle portre fotoğrafı ile ilgileniyorsanız, insanların fotoğraflarını çekmeden önce izin almanızı öneririm. Aslında genel bir nezaket kuralı bu, ama fotoğraf çekerken kendimizi kaybettiğimizden bazen bu kuralı istemeden unuttuğumuzda, tatsız anlar yaşanabiliyor. İzin güzel şey, izin isteyin.

 
3. Balat’ın çok üstlerine çıkmayın, fazla derinlere dalmayın.

Balat,rüp görebileceğiniz en değişik İstanbul semtlerinden biri. Bunu da büyük ölçüde sakinlerinin çeşitliliğine borçlu. Enteli tarikatçısı, bıçkını sakini bir arada yaşıyor bu semtte. O yüzden bu kadar ilginç, ve o yüzden bu kadar çekici. Ama Balat’ın o rengarenk evleriyle dolu o eşsiz dokusunda bir sokaktan diğerine sekerken, kendinizi kaybetmeniz pek olası.

Üst sokaklara çıktıkça yerleşim yerlerinin iyice içlerine gireceğiniz için, insanları rahatsız etme olasılığınız yüksek. Üst sokaklardaki kitlenin koyu muhafazar kitle ile Suriyeli göçmenlerden oluştuğunu ve genelde fotoğraflarının çekilmesinden pek hazzetmediklerini şuraya not düşelim. Ama  auranız yüksektir, insan ilişkileriniz on numaradır, ve benim gibi korkak biri değilsizdir, o zaman bütün Balat sokakları sizin, dilediğiniz gibi arşınlayın:)

  
 4. Kırmızı okulu fotoğraflamadan dönmeyin

 

Balat’ın artık simgesi haline gelen “kırmızı  okul” bir tepenin üzerinde bütün zarafeti ve heybetiyle yükselir. Mimarisi nedeniyle olacak bazen kilise ya da patrikhane sanıldığı da olur. 

 
Kırmızı okulun bugünkü resmi adı Özel Fener Rum Lisesi ve İlköğretim Okulu‘dur. Kırmızı okul” diye anılmasının sebebi ise,  Marsilya’dan getirtilen ve yapımında kullanılan tuğlalarının rengidir.

Fener Rum Lisesi olarak da bilinen okul, dile kolay 1881 yılından beri bütün heybet ve zarafetiyle Balat semalarını süsler.  Mavi göğü delercesine kırmızı bir kale gibi uzanır. Görmeden dönmeniz zaten pek olası değil, çünkü Balat’a vardığınızda, başınızı kaldırdığınız anda gölgesini üstünüzde bulursunuz. Ama siz yine de yamacına sokulun, bir selam durun, bir halini hatrını sorun.

 

5. Renkli kapıları bulun

Balat’ın renkli kapıları bir köşeyi dönüverince çıkıvermişti benim karşıma. Gerçekten de beklediğim kadar renkli, beklediğim kadar güzeldi. Ben gittiğimde üzerinde herhangi bir yazı yoktu. Ne yazık ki bir süre önce rdüğüm fotoğraflarda bu kapıların üstü yazılarla doluydu ama umarım tekrar boyanmıştır. Yine de bana göre Balat’ın kırmızı okuldan sonraki en büyük simgesi bu renkli kapılar. Bir poz almadan dönmek olmaz.  

 

Gittiğinizde olur da dediğim renkli kapıları bulamazsanız, ya da üstü yazılı çizili olursa da üzülmeyin, Balat’ta renkli kapı mı yok… Seçin beğenin çekin, hatta tıklayın… Bazen siz tıklamadan da açılabiliyor:)

 

 6. Derviş Baba Kahvehanesi’nde soluklanın

Yorgun ayaklarınızı Derviş Baba Kahvehanesi’nin bahçesinde tavşan kanı çay eşliğinde dinlendirin. Bunu hak ettiniz. Çektiğiniz fotoğrafları ayıklama fırsatı da size bonus olsun. 

 

Burası sıradan bir kafe değil. Çalışanlarının gönüllü hizmet verdiği kafenin üst katında aynı zamanda mahalle sakinleri için çeşitli ücretsiz kurslar ve eğitimler de veriliyor. Yani içeceğiniz her şey Balat’a bir katkı olacak…Benim yerime de bir çay söyleyin o vakit… 

7. Hobbit House’a uğrayın, paylaşın kurtulun

Hobbit House da yine Balat sakinlerine yardımı kendine misyon edinmiş bir işletme. Bu sevimli kafe “Paylaş Kurtul” sloganıyla ihtiyaç duyulmayan eşyaları ihtiyaç duyabilecek insanlarla buluşturuyor. Sokakları henüz arşınlamaya başlamadıysanız, burada şöyle güzel bir kahvaltı yapıp güç toplayabilir ya da Balat gezmesini bitirdiyseniz, yorgun bünyeye harcadığı kalorileri iade edebilirsiniz.  Üstelik varsa evinizde artık ihtiyacınız olmayan eşyaları da başkalarının kullanımı için bırakabilirsiniz.

 8. Renkli Duvar Resimleri Önünde Poz Verin

Balat’a boş yere İstanbul’un en renkli semti demiyoruz… Renkli evleri, renkli simalarına artık renkli duvarlar da eklendi… Üstelik bu duvarlar önünde bir sürprizle karşılaşmanız da pek olası:)

 

 
Artık yapmanız ve bilmeniz gereken her şeyi bildiğinize göre, yolunuz açık olsun… Balat geziniz renkli fotoğraflarla dolsun…