GenelYunanistan

Çekilin, “Yunanistan çok ucuz yazısı” yazacağım!

IMG_9219-255B1-255D.JPG

Yaz gelince çok da uzaklara gidemeyen benim gibi bir kısım ahalinin aklında üç soru belirir: Memlekete mi gitmeli, güneye mi inmeli, yoksa bir Yunan adasına mı gitmeli? Benim bu sorulara yanıtım bugüne dek hep, tabi ki güney olmuştur. Bu sene bu ritüel bozuldu. Arkadaşım “ben evleniyorum, düğünü de Rodos’ta yapıyorum, gelin gari” demese, Yunan topraklarına ayak basacağım yok idi ya, bu sene şeytanın bacağını kırıp ben de bir Yunan adası görme mertebesine erişmiş bir bloggerım artık. Çekilin “Yunanistan çok ucuz yeaa” yazısı “yazıcam”!

Her yaz bloggerlar ve gazeteciler Yunan adalarının ne kadar hoş ne kadar güzel ne kadar ucuz olduğundan bahseder. Alaçatı, Bodrum yerden yere vurulur, Yunan adaları doğası, hizmeti, ekonomikliği ile göklere çıkarılır.  Yunanistan’a bir garezim yok, ama bende mantık çok basit işlediğinden ben Yunanistan’dan hep kaçmıştım.  “Deniz aynı deniz, yemek aynı yemek, e ben niye kendi ülkemi tercih etmeyeyim?”.

Bugün Rodos’tan döneli bir ay oldu. Açıkçası tatili biraz sindirip biraz düşünüp öyle yazmak istedim, ama hissiyatım değişmedi. Gitmeden evvel düşündüklerim neyse gittikten sonra da düşündüklerim o oldu. Yunan adalarının hepsi için genelleme yapmak doğru mu bilmem ama başıma bir iş gelmeyecekse ben Yunan adası deneyimini öyle abartıldığı kadar müthiş bulmadım.

 Peki Yunan adasına giden niye gider?

 

1-      Yunanistan çok ucuz.

Arkadaşlar yaklaşın bir sır vereceğim. Yunanistan ucuz mucuz değil! Eskiden Euro 1,5 TL iken, Yunanistan bir kısım beyaz yakalı Türk’e diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha ucuz gelmiş olabilir, azıcık ekonomiyi takip edenler bilirler ki ahval ve şeriat öyle değil artık. 1 Euro 4 küsur TL iken, Yunanistan da artık cep yakıyor. Gittiğimiz restoranlarda meze tabakları 5-10 Euro, yemekler 10-25 Euro arasında değişiyordu. TL’ye çevirdiğinizde bir meze tabağına 40 TL vermek size ucuz geliyorsa, size bütün dünya ucuz zaten🙂

Otel olarak güneye göre daha hesaplı gelebilir. Bizim üç yıldızlı otelin geceliği 80 Euro idi. Kişi başı 40 Euro’ya geldi. Euro’nun 1,5 Tl olduğu günlerde, otele sudan ucuz diyebilirdim, ama kişi başı 160, gecelik 320 TL. Bence o kadar da ucuz olduğunu söyleyemeyiz artık.

Genelde ulaşımı kiralık araç ile sağladık. 4 günlük araç kiralama 200 Euro idi. Taksi fiyatları ise belli destinasyonlar için sabit fiyattı. Rodos merkezden Kalithea 10 Euro, Faliraki (Anthony Quinn’s Bay) 24 Euro idi.  Rodos merkez Anthony Quinns arası 16,5 km. 16,5 kmye 100 tl verdik. Gidiş geliş 200 diye düşünün.

 

2-      Yunanistan’ın denizi daha güzel.

Diğer adalarını ve sahillerini bilemem, ama Rodos için konuşmak gerekirse denizi beni çok etkilemedi. Çoğu yeri vasat ya da vasat altı buldum. Bunda benim bozkır yerleri çok sevmemem de etkili olmuş olabilir. Gözüm Kemer’in ya da Olympos’un ormanlarının yeşilini, Kaputaş’ın o turkuaz mavi sularını aradı ister istemez.  Genelde sahilleri bozkırın ve kurak bir arazinin deniz ile buluşması şeklindeydi. Buna rağmen, önerebileceğim yerler buldum  Deniz ve sahil tavsiyelerimi şurada bulabilirsiniz. Ama Rodos’a denizi için gidecekseniz, bence doğru adres değil.

 

3-      Yunanistan’ın yemekleri daha güzel.

Yunanistan’a gidince en çok da yemeklerinden ötürü kendimi farklı bir ülkeye gitmiş gibi hissetmedim. Yemeklerimiz birebir aynı.  Bu bir açıdan iyi, çünkü aç kalma riskiniz yok. Mutfak benzer olunca, yiyebileceğiniz pek çok şey buluyorsunuz. Hele de  farklı mutfaklara önyargılı biriyseniz, Yunanistan sizin için bir cennet olabilir. Ama mezeler konusunda çok büyük hayal kırıklığı yaşadım. O kadar restoran denedik, yine de ben bizdeki mezelerin tadını bulamadım.  Biz mezede Rodos’un restoranlarından daha iyiyiz.Yine de sizin için güzel restoranlar keşfettim. Restoranlar için tıklayın.

4-     Yunanistan’da servis daha iyi.

Bak bu işte külliyen yalan. Türkiye’min gözünü seveyim🙂 Rodos’ta en çok şikayet ettiğim şey servis hızıydı. Bu bence Rodos’a ya da Yunanistan’a özgü bir durum değil. Genel olarak adalarda veya sıcak memleketlerde yaşayanlarda bir rehavet ve yavaşlık durumu oluyor sanırım. Daha bir ağırdan alma, acele etmeme durumu var.

Özetle, Rodos’a giderseniz, en iyi restoranına da gitseniz, siparişleriniz çok geç gelecektir. Hele müşterisi yoğun bir restorana ya da gece kulübüne gittiyseniz, siparişinizin toptan unutulması çok mümkün. Gittiğim her yerde servisle ilgili bir sorun yaşadım. Ya yemeğim geç geldi, ya içkim geç geldi, ya içkim toptan unutuldu,  velhasıl sorunsuz ağız tadıyla çıktığım bir restoran ya da bar az oldu. Gerçi onca kişilik gruptuk ve bu durum yalnızca benim başıma geldi. Ya ben huysuzum ya ben çekiyorum. Bilemiyorum. Sizin yorumlarınızı da beklerim.

 

5-     Yunanistan daha özgün. Değerlerini daha iyi koruyor.

Bu konuda kesinlikle bizden daha iyi oldukları bir gerçek. Sahilleri hâlâ bakir. Biz olsak Anthony Quinn’s Bay’e bir beş yıldızlı tesis dikmiş, St. Paul’s Bay’i marina yapmış, çevresine de rezidanslar AVM’ler dikmiştik. Yetmedi, şezlong sayısını arttırmış, dağını taşını şezlong yapmış, mis gibi işletmeler koymuştuk. Maksat turist rahat etsin. Ama Yunan öyle mi, koyun güzelliği bozulmasın diye şezlong sayısını bile kısıtlı tutmuş, bir tesis, bir işletme bile koymamış.

Tesis işletme istiyorsanız, merkezdeki sahillere, ya da belli beach club’lara gidiyorsunuz. Ama özel koylar, özel kalıyor. Antik kent ise öyle bir iki çanak çömlek olarak görülmediğinden hâlâ dimdik ayakla. Beton dökerek restorasyon yapalım, yok üstüne AVM dikelim, aslında bu kale de ne güzel otel olur diye bir vizyon yok kendilerinde. Ah Rodos bizde kalacaktı ki, her bir yanına duble yollar yapacak, AVM’ler dikecek, yetmedi TOKİ yapacaktık, ama olmadı.

Peki Rodos’a gitmiş bulundunuz, ne yapacaksınız? Buyurun hepsi burada.

Onuncu Köy Yolcusu
Leave a Comment