ÇanakkaleGenel

CONK BAYIRI

IMG_0705-255B1-255D.JPG

Conk Bayırı, Gelibolu Şehitlik Gezi’nin en can alıcı noktalarından biri şüphesiz.  Burası Atatürk’ün Gözlem Yeri’ne ve Atatürk’ün Saatinin Parçalandığı Yer’e ev sahipliği yapıyor. Çanakkale Savaşı sırasında düşman askeri ile Türk askeri Conk Bayırı’nda deyim yerindeyse burun buruna gelmiş. Siperler arasındaki mesafelerin 8 metreye kadar indiği söyleniyor.

Biz Conk Bayırı’na ulaştığımızda artık güneş batmak üzere denizde erimeye başlamıştı. Yolu takip ettiğimizde, önce Atatürk’ün saatinin parçalandığı yerde soluklanıyoruz. Belki de bugün burada oluşumuzu bir saate borçluyuz. Saatin parçalandığı yere sırtımızı verip karşıdaki yoldan aşağı indiğimizde, yol bizi  Atatürk’ün Gözlem Yeri’ne götürüyor. Boğaz yekpare karşımızda duruyor. Her şey elimizin altında gibi. Atatürk’ün gözlem yeri olarak burayı niye seçtiğini anlayabiliyorum. Bir zamanlar Atatürk’ün durup düşman askerlerinin ilerleyişini izlediği noktada durduğumu bilmek beni ürpertiyor. Düşünsenize o da kim bilir burada kaç güneş batırdı?

 

Gelelim sizinle paylaşmak istediğim ilginç bilgiye. Bu turda öğrendim ki savaşlarda en zorlu işlerden biri yenilen tarafın tahliyesi imiş, çünkü yenen taraf, yenilen tarafın geri çekildiğini görünce tekrar taaruza geçermiş. İşte en çok kayıplar bu zamanda verilirmiş. Öyle ki tahliyelerde geri kalan askerlerin üçte birinin kaybedileceği öngörülürmüş. 

Conkbayırı, bu anlamda da tarihe geçmiş, çünkü tarihin en başarılı tahliye operasyonu burada gerçekleştirilmiş.

Peki İtilaf devletleri bunu nasıl başarmış?

İlginç bir oyun oynayarak. Düşman askeri önce Türk askerini yavaş yavaş sessizliğe alıştırmışlar. Bir iki gün hiç ateş açmamış, ses çıkarmamışlar.  Türk askerleri, tam onların çekildiğini düşünmeye başlayıp da keşif birliği gönderdiğinde ise, düşmanın hâlâ orada olduğunu görmüş. Düşman askeleri sessizlik sürelerinin arasını giderek uzatmış. Türk askeri, düşmanın başka bir taarruz hazırlığı içinde olduğuna inandırılmış. 

 

Türk askeri bu duruma iyice alıştırdıktan sonra da yavaş yavaş geceleri askerleri tahliye etmeye başlamışlar.  Ama bunu yaparken sanki aynı sayıda asker varmış gibi günlük işlerine devam etmişler.

Türk askerinin göreceği şekilde sanki asker sayısı azalmamış gibi aynı miktarda su çekmeye gitmişler,  futbol oynamışlar sigara içmişler ve her şeyin aynı şekilde devam ettiğine Türk askerini inandırırmışlar.

Geriye son bir grup kalmış. Bu gruptaki askerler, siperlerdeki makine tüfeklerden birini ateş ettikten sonra, koşa koşa diğer makineliye gidip ateş ederek, sanki sayıca fazlalarmış izlenimi yaratmış.

Bununla da yetinmeyip yeni teknikler de geliştirirmişler. Su damlası veya mum yardımıyla kendi kendine ateş eden makineli tüfek mekanizması yapmışlar.

Son grup da bir gecede toplanıp alanı tahliye etmiş ve giderken de geride Türk askerine pek çok hediye bırakmış. Hatta rivayet odur ki, komutan geride gramofonunu bırakmış ve içinde çalmaya hazır şekilde Türk marşı bulunmaktaymış.

Conk Bayırı, bana göre “düşman” dediğimiz kişilerin de özünde insan olduğu ve aslında savaşların hükümetlerin yarattığı sanal düşmanlıklardan başka bir şey olmadığı gerçeğinin vücut bulduğu yer…

O güne kadar Büyük Britanya ordusunun gücüne güvenerek, savaşı macera ve yeni yerler görme fırsatı olarak gören Avusturalya ve Yeni Zelandalı askerlerin savaşın aslında nasıl bir ölüm-kalım mücadelesi olduğunu gördüğü ve “Biz ne yapıyoruz burada” diye kendine sorduğu yer…

Conk Bayırı, yalnızca Türklere değil, bütün uluslara ulus kimliğini ve barış bilincini kazandıran yer…. Conk Bayırı düşman-dost ayrımı yapmadan burada yatan her milletin canını çok ama çok yakmış bir yer…

 

Onuncu Köy Yolcusu
Leave a Comment