AsyaGenelTayland

Krabi’den Dört Ada Turu

tubisland2.jpg

En son ne demiştik? Siz de benim gibi Tayland’a kadar geldim,  tropik adaya düşmüş gibi hissetmeden dönmem diyen maceracı bir ruhsanız, o halde gerçek bir tropik ada deneyimi için Krabi’den Dört Ada Turu’nu yapmadan dönmemeniz gerekiyor.

 

Bugün size biraz Dört Ada Turu‘ndan bahsedeyim o vakit…

 

 

Tayland’a gidenlerin yapmadan gelirse dövüldüğü klasik Phi Phi adası turlarından bambaşka bir deneyim vaat ediyor size Dört Ada turu. Artık fazlaca turistik hale gelmiş Phi Phi adaları yerine, size bakir el değmemiş koyları keşfetme fırsatı sunuyor.

 

Krabi‘den bu tura ya speedboat adı verilen hızlı teknelerle ya da longtail adı verilen (fotoğraftaki) uzun boyunlu meşhur Tayland kayıklarıyla çıkılıyor. Benim tercihim hem daha ucuz olduğundan hem de kulağıma daha tropik ve romantik geldiğinden longtail kayıkları oluyor. Ama her ne kadar kulağa tropik ve romantik gelse de, çıkacağınız yolculuk, sandal sefasından çok, hayli sallantılı ve sarsıntılı bir sandal cefası olacak. Önerim sıkı tutunmanız.   

 
 

 Poda Adası

İlk durak Poda Adası… Sandalımız kumsala yanaşıyor ve bizi indiriyor. Tropik bir denizi az çok filmlerde görmüş, az çok gezi yazısı okumuş biri olarak, manzaranın beni çok daha şaşırtamayacağını düşünürken, Tayland bana sol kroşe geçiriyor manzarasıyla.
 
Turkuaz kelimesi kifayetsiz, zümrüt kelimesi haksızlık gibi kalıyor bu sular karşısında…  Sıfat yok bu manzarayı anlatabileceğim. Bu yeşil-mavilik içerisinde, denizin ortasında bir tepe bütün heybetiyle uzanıyor göğe doğru. Yeşilin yeşile, mavinin maviye karıştığı bir diyar burası…   

*Yukarıdaki fotoğrafta anlaşılmıyor ama o suyun rengi aslında yakından böyle bir turkuaz…
Burada ne kadar kalıyoruz bilemiyorum. Onlara göre bir saat bana göre on dakika kadar az kalmış olabiliriz. Ama tur bütün gün sürecek ve bizim daha görecek üç adamız daha var.
 

Phra Nang

İkinci durağımız ünlü Phra Nang Mağarası’nın bulunduğu Phra Nang sahili. Poda’dan sonra bana pek de vurucu gelmiyor burası. Bizimle birlikte inen diğer turistlerin adımlarını takip ederek, biraz ileride kayalıkların arasına gizlenmiş olan mağarayı buluyorum. İçerideki manzara beni dumura uğratıyor. Biri vurucu etkiden mi söz etmişti? 

 
*Phra Nang mağarası bu yolun biraz ilerisinde kalıyor…
 
Burası kutsal bir mağara. Ama kutsal bir mağaranın içerisinde sizin kutsal kavramınızla pek de örtüşmeyen bir manzara ile karşılaşacaksınız. Phra Nang mağarası ile ilgili çeşitli rivayetler var. Bir rivayete göre bir deniz kazasında ölen Phra Nang adlı prensesin ruhunun bu mağarada yaşadığına inanılıyor.
 
 
Denizciler, sağ salim gidip gelebilmek ve bereketli bir av için bu mağaraya çeşitli sunular bırakıyor. Ama beni dumura uğratan denizcilerin sunuları değil. Phra Nang aynı zamanda bir bereket tanrıçası olarak görülüyor ve bu nedenle içerisi çocuğu olmayan Taylandlı kadınların, çocuğu olsun diye buraya bıraktığı boy boy penis heykelleri ile dolu. Heykel ne kadar büyükse, çocuk dileği de o kadar büyük herhalde. 
 
*Hiç araştırmadan gittiğiniz tropik bir adada bir anda şöyle manzara ile karşılaştığınızı düşünün:))

Tavuk Adası

Tekrar kayığımıza atlıyoruz. Tayland’ın o turkuaz suları saçımızı başımızı dağıta dağıta ilerlerken, gözlerime yapışmış ıslak saçların arasından, uzakta beliren tavuğu görüyorum.  Burası meşhur Tavuk Adası.  Bu ada aslında Taylandlılarca Balta Adası olarak biliniyor. Ama Krabi’ye gelen turistler, adanın şeklinden ötürü buraya Tavuk Adası deyince, bizim balta olmuş sana tavuk. İlk turistlerin hakkını yemeyelim, bence de ada baltadan çok tavuğa benziyor.

 

*Bence biraz da deveyi andırıyor ya neyse:)

 Tup Adası

Tavuk adasını gerimizde bırakıp ilerliyoruz. Poda adası hâlâ aklımda. İlkler hep hatırda kalıcıdır. İlkler hep unutulmazdır ve ister istemez Poda’dan daha çok beni etkileyebilecek bir yer karşıma çıkacak mı diye düşünmeden edemiyorum. Ama Tayland bana ilkleri yaşatmayı, her yaşattığı ilkte soluğumu kesmeye kararlı. Çünkü karşımda yine bugüne dek hiç görmediğim bir manzara var.
 
Masmavi bir denizin ortasındayım ama deniz ipincecik bir kumsalla ikiye ayrılmış. Bir yanım Koh Mor (Mor adası), diğer yanımda Koh Tup (Tup Adası).   

 
Tavuk adası, Mor adası ve Tup adasından oluşan bu gruba Thay’lar Talay Whak adını veriyor. Üç ada, yalnızca sular çekildiğinde gün yüzüne çıkan altın sarısı bir kuşakla, birbirinden  ayrılıyor ve işte ben tam da o altın kuşağın üzerinde duruyorum.

Güneş yavaş yavaş turkuazdan laciverte dönmeye başlayan sularda usul usul çökmeye başlarken, biz de dönüş yoluna düşüyoruz.

 
 
Beklentisiz, çantamı kapıp geldiğim Krabi beni beklediğimden öte bir mutlulukla uğurluyor. Dümenimi kırdığım bu alternatif rota beni hayalkırıklığına uğratmıyor. Tayland’ı geleneksel rotaların dışına çıkıp deneyimlemek için, harika bir destinasyon Krabi.  Hatta fazla iddialı gibi gelse de belki Tayland’ın masum, duru ve o saf yüzünü görebilmek için, bir iki günlüğüne de olsa uğranması gereken ilk durak Krabi…

2018 Tayland Gezisi Sonrası Edit:

Bu turu o kadar sevmiştim ki, bu sefer Krabi’ye uğramama rağmen Phuket‘te ne yapıp edip bu turu satan bir acente buldum ve ikinci kez gittim. Phuket’ten gidişi daha ayrıntılı yazacağım ama özetle Phuket’ten giderseniz, önce feribotla Krabi’ye sizi geçiriyorlar, oradan hemen sizi bir speedboat’a bindiriyorlar. Her şey çok organize ilerliyor. Bu sefer ilk durağımız Poda, sonra Tup Adası, sonra Chicken Adası ve en son Phra Nang idi. Adalar beni yine her zamanki gibi çok ama çok büyüledi. Geçen sefer Chicken Adası’nda mola vermemiştik. Bu kez verdik ve ba-yıl-dım tek kelimeyle. 2. gidişim sonrası, yine yeniden diyorum ki, Tayland’a giderseniz, bu turu yapmadan sakın sakın sakın dönmeyin!

Onuncu Köy Yolcusu

4 Comments

Leave a Comment