GenelTayland

İlk Kez Gideceklere 10 Günlük Tayland Gezi Rehberi

tubisland2.jpg

Şubat’ta ikinci kez gideceğim bu güzide ülkeye rota planları yaparken fark ettim ki, bloğumda adamakıllı bir rota ve bilgi paylaşmamışım. Bu yazıda ilk kez gidecekler için 10 günlük bir rota sunmanın yanı sıra, rotada gezip görülebilecek yerlere dair de genel bilgiler sunuyorum.

Aşağıdaki rota size Tayland’ın merkezi ve güneyi hakkında epey bir fikir verecektir.  Bu rotayı Tayland’a tarihi, kültürü ve doğası için gidenlere yönelik olarak hazırladım. İçerisinde o yüzden Pattaya vs. yok. Aynı zamanda hayvanların uyuşturulmasına, turistik amaçlarla kullanılmasına karşı olduğum için filler kaplanlar vs. gibi turları da eklemedim. Daha insani bir gezi için buyrun rotama bakalım:)

 İlk gidişimizde bizim izlediğimiz rota şu şekildeydi:
    • Bangkok  – 4 gün
    • Krabi       – 2 gün
    • Phuket     – 4 gün
 Zaman kısıtınız varsa, bu rota size az zamanda Tayland hakkında epey bir fikir verecektir. 

 

Bangkok:

Havalanından Şehir Merkezine Ulaşım:

Bangkok’ta metro ve Skytrain adlı raylı bir sistem bulunuyor. Oteliniz metroya ya da Skytrain duraklarına yakınsa, havaalanından Airport Rail Link adlı metroya binip, MRT metrosuna ya da Skytrain’e (BTS) aktarma yapabilirsiniz.

Metroya aktarma yapmak için Makkasan City durağında, Skytrain’e aktarma yapmak için Phayathai istasyonunda inmeniz gerek.

Bu arada Airport Rail ve Skytrain için ayrı ayrı bilet alıyorsunuz. İkisinde aynı bilet geçmiyor, bilginiz olsun. Airport Rail için tek bilet alıp, Skytrain için birkaç günlük bir bilet almanız mantıklı olabilir.

Skytrain kullanacaksanız, tek aklınızda bulundurmanız gereken, duraklarda epey bir merdiven inip çıkmak zorunda kalabilirsiniz (en azından Skytrain’de benim kullandığım duraklar epey merdivenliydi). Yani valiziniz ağır ise, indirip kaldırmakta biraz zorlanabilirsiniz. Ama etrafta yardımcı olan birileri mutlaka çıkıyor.

Öte yandan taksiler de epey ucuz ve bu kadar meşakkate değmez deyip doğrudan taksiye de binebilirsiniz. Taksi sırası biraz fazla olabilir. Bir de taksimetre açtırmadan binmeyin. Skytrain 6 -10 tl civarı tutar (gideceğiniz durağa göre değişir), taksiler -otobandan giderse – 400-500 baht arası tutuyor (Khao San’a). 45-50 Tl gibi. Oteliniz Khao San civarında ise havalanından kalkan otobüsler var. 60 bahta gidebiliyorsunuz.

 

Konaklama:

Biz Sukhumvit bölgesinde (Sukhumvit 11’de) bulunan Salil Hotel Sukhumvit Soi 11’de kaldık. Skytrain ile ulaşımı çok kolay olan çok merkezi bir oteldi. Skytrain ile giderseniz Nana durağında inip 10 dk yürüyerek otele ulaşabiliyordunuz. Ulaşım açısından epey rahat ettik diyebilirim.

Otelimizin konumu sayesinde Bangkok’ta kaldığımız süre boyunca genelde her yere Skytrain ile gitme fırsatını bulduk. Bangkok trafiği bazen İstanbul trafiğini mumla arattığından bence bize en büyük artısı o oldu.

Otelde iki ayrı tek kişilik yatak yerine çift kişilik tek yatak vermeleri dışında bir sorun yaşamadık. Onu da otelle aramızda çözdük. Sokakta  açılan tezgahlarda satılan garip ve abuk sabuk şeyleri saymazsak, yine başımıza bir sıkıntı gelmedi. Tayland’da  kaldığımız en temiz ve güzel oteldi diyebilirim. Ama tekrar o semti tercih eder miyim bilmiyorum. Sukhumvit bölgesinde belki başka bir sokak daha iyi olabilirdi.

Önceki gezimi kalabalık bir güruh halinde yapmıştım ama Şubat 2018’de tek gideceğim için, açıkçası  bu gidişimde hem sosyalleşmek hem de farklı bir semti deneyimlemek için gezginlerin buluşma noktası diye tabir edilen Khao San Road’da kalacağım.

(2018 Şubat yolculuğum sonrası edit: Khao San güzel, renkli, cıvıl cıvıl, epey turistik ama bir o kadar da eğlenceli bir yermiş. Lakin ulaşımı sıkıntılı. Benim ikinci gidişim olduğundan ve Khao San’ın yakınlarındaki yerleri (Büyük Saray, Wat Arun, Wat Pho vs) zaten daha önce gördüğüm için, görmediğim diğer yerlerin biraz uzağında kalmış gibi oldum. Ama siz ilk kez gidecekseniz Khao San civarında kalmanız daha mantıklı olur çünkü görmeniz gereken en önemli tarihi yerler Khao San’a yürüyüş mesafesinde.

Bu sefer Vivit Hostel‘de kaldım. Daha eğlenceli, sosyal bir hosteli tercih ederdim. Yine de temiz güzel bir hosteldi. Sevmediğim üç özelliği: odamın penceresiz oluşu, çarşafları günlük değiştirmemeleri ve Khao San’a yürüyerek 15 dk uzakta olmasıydı. Sevdiğim yanları: yine de merkezi oluşu, çalışanlarının ilgili olması ve genellikle temiz oluşu idi.  Sanırım üçüncü gidişte birkaç gün Khao San birkaç gün Sukhumvit civarında kalırım diye düşünüyorum.)

 

Gezilecek Yerler:

Bangkok’ta görülmesi gereken yerlerin büyük kısmı, şehri ikiye bölen nehrin yakınlarında kurulmuş.  Dolayısıyla bu yerlere nehir üzerinden “Express Boat” adı verilen teknelerle rahatlıkla gidebiliyorsunuz. Size önerim bizim yaptığımız gibi günlük bir Express Boat bileti almak. Biz Express Boat bileti almak için yine Skytrain ile Saphan Taksin durağında inip, Sathorn Pier’e gittik.

Tekne turu bir nevi bizdeki boğaz turlarının indi-bindilisi gibi düşünebilirsiniz. Nehir üzerinde turistik yerlere yakın rıhtımlar yapmışlar. Siz isteğinizde inip yakındaki görülecek yerleri görüp sonra yine aynı rıhtımdan ya da biraz ilerideki rıhtımdan tekneye atlayıp gün boyu gezebiliyorsunuz. Bence müthiş bir imkan.

Bilet satılan gişeden alacağınız broşürde hangi rıhtımda inerseniz neleri görebileceğiniz çok güzel açıklanmış. Tek yapmanız gereken ilginizi çeken yerleri bulup, doğru rıhtımda inmek. Dikkat etmeniz gereken nokta, rıhtımların önlerinde genelde tuk tuk adlı araçlar bekliyor ve bu araçların sahipleri genelde sizi kendi gezdirmeyi teklif ediyor. Kabul etmeyin, çünkü sizi görmek istemediğiniz yerlere götürüyorlar ve hiç işiniz yokken kendinizi bir mücevher dükkanında bulabiliyorsunuz. Bizim başımıza geldi.

Günlük bilet aldıktan sonra size tavsiyem önce Grand Palace ve Wat Arun’u görmeniz. Bu ikisi nehrin en sonuna doğru yer aldıkları için, önce bu en önemli iki yeri görüp sonra kalan vakitte diğer rıhtımlardaki yerleri dilediğiniz gibi gezebilirsiniz. Özellikle Grand Palace (Büyük Saray), adından da anlaşılacağı gibi epey büyük bir saray ve en az iki saatinizi alacaktır. Saraydaki ince işçiliğe ve mimariye hayran kalacaksınız.  

 

Wat Arun ise yanlış hatırlamıyorsam hemen karşı rıhtımda (Tien Pier) idi. Tırmanması zor, tırmandıktan sonra inmesi ise ayrı bir yürek istiyor. Hatun kısmına kısa etekle ya da uzun elbise ile buraya gelmeyi önermiyorum. Gelecekseniz pantolonla gelmeniz daha iyi olabilir. Tırmanırken uzun elbiseler ve kısa etekler epey sorun oluyor. (Tapınaklara kısa etekle, şortla, omuz açık vs girmek yasak. Ben de o yüzden uzun elbise ile gitmiştim, ama Wat Arun’da o elbise başıma çok dert oldu:)

Bu arada ufak bir not tapınak 2017 senesinde tadilata girmişti ve 2018 itibari ile hala tadilat sürüyordu. Giderseniz Arun Wat’ın tepesine çıkamayabilirsiniz.

Bu nehir gezisinde onlarca tapınak göreceğiniz için, bünyeye aşırı tapınak yüklemesi yapmış olacağınızdan, ertesi günü yüzen pazarları görmeye ya da alışverişe ayırabilirsiniz. 

En ünlüsü Damnoen Saduak Yüzen Pazarı, Ratchaburi’de yer alıyor. Onun dışında daha az turistik ve daha güzel olduğu söylenen Amphawa Yüzen Pazarı Cuma-Pazar arasında gezilebilir, ya da Taling Chan Yüzen Pazarı’nı deneyebilirsiniz. (Rota önerisi: Hafta sonu Bangkok’taysanız önce Damnoen Saduak’a gidip, ardından Maeklong’a geçip akşamüstü Amphawa Yüzen Pazarı‘na geçebilirsiniz. Pazarlarla ilgili ayrıntılı yazılarımdan biri şu biri de bu.)

Bangkok’a gitmişken gezmeden gelmeyin diyeceğim yerlerden biri de kesinlikle Ayutthaya. Bu eski antik kente günü birlik turlar düzenleniyor. Tapınak gezmeyi seviyorsanız pişman olmayacağınız bir deneyim olacağını söyleyebilirim.

 

Ama yukarıda da dediğim gibi ya Ayutthaya’yı planınıza dahil edecekseniz gezinizi ya “1. gün Ayutthaya, 2. gün yüzen pazar, 3. gün Nehir Turu/Grand Palace” ya da “1. gün Nehir Turu/Grand Palace, 2. gün Yüzen Pazar, 3. gün Ayutthaya” şeklinde planlamanızı tavsiye ederim.  Ben bu şekilde gezmediğime pişman olduğumdan, size şimdiki aklım olsa nasıl gezerdim rotası sundum:) Bangkok ve Ayutthaya hakkındaki ayrıntılı yazım için tıklayın.

Bunun dışında  Wat Saket‘e uğrayabilir, vaktiniz kalırsa ve mimariye düşkünseniz Erawan Müzesi‘ni ziyaret edebilir, Chatuchak hafta sonu pazarına ve gece pazarlarına (night market)lara bakabilir, alışveriş merkezlerine uğrayıp çok ucuza çok güzel şeyler bulabilirsiniz. Erawan Müzesi hakkındaki yazım için tıklayın. Alışveriş merkezleri Siam bölgesinde.

 Yeme İçme

Bangkok’ta yeme içme için çok sayıda seçenek mevcut. Biz sokak satıcılarından yemeyi pek tercih etmedik. O yüzden “akrep yedim, çekirge yedim, bilmem ne bacağı çiğnedim” gibi havalar atamayacağım. Zaten vejetaryenim:)

Genelde otel civarındaki restoranları, gittiğimiz yerlerdeki düzgün restoranları tercih ettik. Açıkçası Bangkok’ta ilk zamanlar vejetaryen opsiyon bulmak zor oldu ve yemekleri fazla acılı geldi ama daha sonra kendime göre güzel bir şeyler buldum. Bunlardan en önereceğim Ananaslı Pilav kesinlikle. 

 

 

Bu arada en önemli detayı vereyim. Bizdeki gibi hesabı bölüştürme onlarda yok. Eğer hesap kişiler arasında bölüşülecekse, herkese ayrı hesap açılmasını baştan söylemeniz gerekiyor. Aksi takdirde garsonlar epey surat ediyor ya da sorun çıkarıyor. Bu her yerde karşımıza çıktığından daha baştan belirteyim.

 

Muhtemelen siz de gün içinde yolunuz üzerinizdeki yerlerden yemek yiyeceğiniz için herhangi bir alternatif sunmuyorum. Ama akşam için bir iki mekan önerisinde bulunayım. Güzel bir akşam yemeği için bir gecenizi Asiatique Riverfront Bangkok’a ayırabilirsiniz. Asiatique nehir kenarında yer alan çok hoş bir yeme içme ve alışveriş mekanı. Buraya ulaşmak için Skytrain ile Saphan Taksin durağında inip, oradaki iskeleden ücretsiz teknelerle geçiyorsunuz.

Yine bir başka gecenizi ise Bangkok’un ünlü roof bar’ı Sirocco’ya ayırabilirsiniz. Bir binanın 65. Katında yer alan bu bar, hayli güzel bir Bangkok manzarası sunuyor. Ortam biraz elit, ve muhtemelen Bangkok’ta içeceğiniz en pahalı kokteylleri burada bulacaksınız, ama kesinlikle bir defalık denemeye değer.  
Bunun dışında biz bir de Fransız restoranı deneyimledik ve hayli memnun ayrıldık. İşin garibi Taylandlı arkadaşlarımız bizi oraya götürdü. İstanbul’a gelip ilk gün kebabçı yerine Fransız restoranına gitmek gibi abes geliyor kulağa da napacaksın, hayır diyemedik:) Ama çok hoş güzel bir restorandı. Öneririm kesinlikle. Olur da canınız Tayland’da Fransız yemeği çekerse Surface’e gidebilirsiniz. Surface, Sukhumvit 53’te kalıyor. Bu arada bu muhiti ben biraz bizim Bağdat Caddesi taraflarına benzettim. Epey hoşuma gitti. Vaktiniz olursa bir göz atın derim.
(2018 Şubat yolculuğum sonrası edit: Bu kez Broccoli Revolution ve Mellow adlı iki restorana daha gittim. İkisini de tavsiye ederim. Broccoli Revolution vejetaryen restoran ama görün derim. Gece kulübü olarak bu kez Sing Sing adlı bir gece kulübünü denedim. Pazar günü gittiğim için pek boştu. Cumartesi gecesi burası yıkılıyormuş diye duydum. Cuma ya da cumartesi buraya bir uğrayabilirsiniz. Beğenmezseniz yakınlarda zaten daha bolca yer var. Yakın zamanda ayrıntılı yazacağım. Benim bu sefer gitmeyi isteyip de gidemediğim yerlerden bazıları da şunlar: Face Bangkok, WTF, Iron Fairies, ve Vertigo. Iron Fairies’e şık kıyafet gerekiyor. Kadınların ve erkeklerin burnu kapalı ayakkabı giyme şartı var. Aklınızda bulunsun.)

Krabi:

Burayı Bangkok’tan daha kısa geçeceğim:) Krabi’nin en ünlü noktası Ao Nang diye geçiyor. Krabi’ye Bangkok’tan uçakla geçip Best Western Ban Ao Nang Resort Krabi’de kaldık. Odaları çok müthiş konforlu değilse de güzel bir oteldi. Duşta sıkıntısı vardı, ama aradan çok zaman geçti belki bir tadilat yapmışlardır.

 

Krabi, ufak tefek, sessiz sakin, Bangkok’un keşmekeşinden uzak, kafa dinlemelik bir sahil beldesi. En ünlü sahili Railay Beach. Bizim ilk durağımız orası oldu.

Railay’i geniş upuzun bir sahile, turkuaz bir denize, ve o denizi kucaklayan kocaman yeşil kayalıklara sahip bir koy gibi düşünebilirsiniz.  Yine de çok abartılacak müthiş bir yanı yoktu bizce. Burası biraz doğa sporları ile ilgilenenlere daha çok hitap edecek bir yer. Kaya tırmanışı yapıyorsanız, hem deniz keyfi sürüp hem tırmanmak için mükemmel bir destinasyon. Tayland’a gittiğinizde göreceksiniz pek çok sahilde şöyle güzelce oturup yemek yiyeceğiniz tuvaletini kullanabileceğiniz bir işletme bulamazsınız. 

Railay Beach

Tayland’daki diğer sahillere kıyasla, burada yemek yiyip oturabileceğiniz doğru dürüst bir işletme var. Bence tek artısı o.  Ama ister Krabi olsun ister başka bir yeri, bence Tayland sahillerine gidince yapılacak en güzel şey ada turları almak.

Biz ikinci günde Dört Ada Turu’nu aldık ve hayran kaldık. Bu ada turunu Phuket’ten de alabilirsiniz, ama daha uzak olduğundan daha pahalıya gelebilir.

(Şubat 2018 yolculuğum sonrası edit: Bu turu Phuket’te bulmak epey zor oldu ama buldum. Patong Unseen Holiday (tel: +66-81-968-4973) diye bir acente satıyordu. Organizasyonu süperdi. Tavsiye ederim. Zaten her acente satmıyor. Phuket’te aldığınızda 1200 baht + 400 baht milli park giriş ücreti ödüyorsunuz. Pazarlık yapabilirsiniz. Bir saatlik bir feribot yolculuğu ile önce Krabi’ye geçiyor, oradan speedboat’a biniyorsunuz. İkinci gidişimde de yine fikrim değişmedi. Kesinlikle Tayland’da yapılabilecek en  iyi ada turu bu tur.)

Bu arada ada turlarının kötü tarafı, yolculuğun büyük kısmının teknede geçmesi ve adalarda en fazla yarım saat kalıp tekrar yola koyulmanız. O yüzden biraz tadı damağınızda kalıyor. Bir de bu turlar ya long-tail boat denilen ahşap teknelerle ya da speedboat denilen sürat tekneleriyle yapılıyor. Speedboat’larda içiniz dışınıza çıktığından, yavaş gitsin, midem bende kalsın deyip longtail boat’ları tercih etmenizi öneririm. Yolcu tavsiyesi!

Krabi’de yeme içme olarak Echo Fine Dining & Bar’ı önerebilirim (hala duruyorsa). İlk ananaslı pilavımı orada yemiş ve bayılmıştım. Ao Nang civarında kalıyorsanız, Center Point’te bir şeyler içebileceğiniz, canlı müzik dinleyebileceğiniz birkaç barın toplandığı bir nokta var. Biz Longhorn Saloon’da bir şeyler içtik sonra diğerlerine de sırayla baktık. Ama çok müthiş bir gece hayatı beklemeyin. Burası biraz low-key kalıyor ama biz epey keyif aldık.

Sessiz sakinlik size göre değilse ve gece eğlencesi vs daha canlı olan bir yer istiyorsanız, Krabi’yi es geçip doğrudan Phuket’e ya da parti adası Koh Pha Ngan’a geçebilirsiniz. 

Krabi hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Dört Ada turu hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Phuket:

 

Ada turlarında durduğumuz adalardan biri…

 

Biz Krabi’den bir minivan tutup Phuket’e kara yoluyla geçtik.Beş altı kişi olduğumuz için çok ucuza gelmişti. Siz de bunu deneyebilirsiniz, ama yol  beş saat kadar sürüyor. Bilginiz olsun. (Siz feribotlarla da Phuket’e geçebilirsiniz. Yol çok daha kısa sürecektir.)

Phuket’te Patong bölgesinde kalmayı tercih ettik. Amici Miei Hotel’de kaldık. Çok aklımda kalan bir yer olmadı açıkçası. Minik ucuz ve temizdi diye hatırlıyorum. Patong çevresinde daha iyi bir yer bulunabilir bence. Tek güzel tarafı Patong’da Phuket’in meşhur barlar sokağına (“Walking Street”) yürüyüş mesafesindeydi.

(2018 Şubat yolculuğum sonrası edit: Bu kez Sea U Patong diye bir otelde kaldım. Baya geniş bir odam vardı. Çalışanları da tatlıydı. Daha iyisi bulunur tabi.)

Phuket’teki ilk günümüzü Nai Harn Beach’te değerlendirdik. Diğer iki günde ben ada turu almayı tercih ettim, arkadaşlar sahil keyfi sürdü.
Phuket’e gitmişken yapmadan dönülmeyecek iki tur var : Phi Phi Adası turu ve James Bond Adası turu.  Ama bunlar sırf yapmış olmak için yapılacak bir turlar. Çok beklentinizi yüksek tutmayın. Bence sahilde yatıp güneşlenmekten daha güzel. Çok turistik olduğunu ve beklenildiği kadar güzel olmadığını duymuştum. O yüzden ben iki turdan da memnun ayrıldım. 
 

Suyu tabi ki Tayland’ın diğer yerleriyle boy ölçüşemez. Hatta baya çamur gibi bir suyu vardı. Ama zaten kimsenin yüzmeye de gittiği yoktu oraya. Zaten turun en son durağıydı ve herkes bir fotoğraf çektirip geçti.

Yine de Phuket’in ya da Tayland’ın tadının ada turları ile çıktığı kanaatindeyim. Phi Phi adalarında birkaç gün de kalabilseydim güzel olabilirdi. Bir yarım saat gezip gelmek insana yetmiyor.  Onun dışında gidebileceğiniz sahiller arasında Kata ve Karon’u deneyebilirsiniz.

(2018’teki seyahatim sonrası edit: Bu sene değişiklik olsun diye Racha(Raya)/Coral Ada turuna gittim. 1000 Baht idi. Yorucu olmayan bir tur. Racha’nın suyu efsane ama ille gidin diyeceğim bir tur değil. Smilan Ada turunu bu sene yaparım dediydim ama o kadar çok Çinli turist vardı ki yapmadım. Gidenlerden duyduğum, çok kalabalıkmış ve speedboat’lar ile yolculuk çok yorucu, uzun ve kötü oluyormuş. Özetle ada turları içinde benim önerim yine 4 Ada Turu olur. Phuket’te de olsanız ne yapın edin 4 Ada Turu (Poda, Tub, Chicken, Pha Nga) bulun derim. Ki Racha turu beni kesmediği için, allem ettim kallem ettim 4 Ada Turu bulup tekrar o tura gittim.

Bu sene ayrıca Phuket’te Freedom Bay‘i keşfettim. Efsane bir koy. Patong’dan sandallarla geçiyorsunuz. Adamlar sizi bırakıp akşama alıyor. Gidiş dönüş 500 baht ücreti var. Onun dışında Kamala Beach de bence müthiş. Özellikle gün batımı harika oluyor. Burada Cafe Del Mar biraz kalbur üstü ama kesin bir uğrayın derim. Ama ille orada durmak değilsiniz, kumsalda da yayılabilirsiniz.

Hatta şöyle yapın önce Surin Beach‘e gidin. Denizi efsane. Sonra Catch Beach‘te öğle yemeği yiyin, akşamüstü Kamala Beach‘e uğrayın. Günü batırın. Üç plajı böylece aynı gün bitirebilirsiniz. Daha ayrıntılı bir Phuket yazısı yazacağım.)

Gece hayatına gelirsek, barlar sokağı bizim eski İstikal Caddesi gibi düşünebilirsiniz. Yol boyunca girip çıkabileceğiniz kafanıza göre seçebileceğiniz pek çok yer var. Bazıları epey leş bazıları epey eğlenceli.  Ben tercihimi Seduction Night Club’tan ve Famous Night Club’tan yana kullandım ve epey eğlendim. Giriş paralıydı ve içeride daha düzgün insanlar vardı. Ama walking street’i gene de epey leş bulduğumu söylemeliyim. Bir gecemizi de Catch Beach Club‘a ayırdık. Burası daha kuzeyde kalıyor. Patong’a bir saat uzaklıkta gibi düşünün. Gelen kitle epey elit ve kalbur üstüydü. Taylandlılardan çok turistlerden oluşuyor. Bana walking street’in leşliğinden sonra daha nezih geldi. Kesinlikle uğrayın derim.

(2018’deki ikinci seyahatim sonrası edit: Seduction artık Arap turist dolmuş. İçerisi nargileci havası almış. Artık tavsiye etmiyorum. Üst katları yandığı için tek katta hizmet veriyor ve eski güzelliği kalmamış. Famous kapanmış sanırım. 2018 senesinde bana göre Bangla Road’un en güzel gece kulüpleri Illusion, Patong Beach Club, New York Bar, Mansoon Bar ve Red Hot Club‘tı. Ben hemen her gecemi bunlar arasında mekik dokuyarak geçirdim.

Illusion‘da DJ performansları ve ışık oyunları güzel. Patong’un en kalabalık en piyasa yeri. Ama dikkatli olun kazayla VIP bölümüne girerseniz bodyguard’lar çok kabalaşabiliyor. Mansoon Bar‘ın müzikleri iyi ama yine burada da garsonlar sinir bozucu. Sürekli bira aldırmaya çalışıyorlar ve daha içeri adım attığınızda yakanıza yapışıyorlar. Onun yerine New York Bar‘ı daha çok tavsiye ederim.

Benim en uzun kaldığım yer hep Patong Beach Club oldu. Daha nezih bir kitlesi var. Müzikleri güzel. Çalışanları kibar ve sürekli içki aldırmaya çalışan garsonları/barmenleri/barmaid’leri yok. )

Geceleri Cafe Del Mar’da da parti olabiliyor. Uzak gelmezse oraya da bakabilirsiniz)

Yeme içme anlamında, walking street üzerinde pek çok yeri denedik, ama en çok Hard Rock’tan keyif aldım. Yemekleri harikaydı. Diyeceksiniz ki Thai restoranlar dururken Hard Rock ne, yolcu:) Diğer Tay restoranlarını da denedim, ama hiçbiri aklımda yer etmemiş. Orada yediğim Veggy Leggy adlı bir yemek efsaneydi, yıllardır aklımdan çıkmadı.

(2018 yılındaki ikinci seyahatim sonrası edit: Hard Rock hala duruyor:) Bu sefer favori mekanlarım Pit Stop Ristopizzeria The Coffee Club, Pizza Company, Pizzeria Hut No:1. Bu kez beş hafta kalınca Tay yemeklerinden bana gına gelmişti. Tay yemekleri ile aranız pek yoksa, bu restoranlara bakabilirsiniz. Ben bu sefer genelde pizza salata şeklinde takıldım. The Coffee Club’ın salatasına servet ödedim ama hurmalı salatası efsaneydi. Nutellalı pancake efsane ötesiydi. (Jung Ceylon’daki değil de Sawatdirak’taki diğer şubesini daha çok sevdim. Pit Stop, İtalyan restoranı ama yok böyle lezzet. Özellikle ravyoli ve patlıcanlı aperatif müthişti.Kesinlikle gidin deneyin. Daha ayrıntılı yazacağım bunları.)

Onun dışında Taylandlı falcılara fal baktırın. İnanılmaz şaşırtabiliyorlar. Biz iki ayrı kişi denedik, epey dumur olduk:)

(2018 gezisi sonrası edit: Hala şaşırtmaya devam ediyorlar.)

 

Anlatacaklarım şimdilik bu kadar, Şubat’taki tatilimin yazılarını yavaş yavaş yazmaya başladım. Onlara da ara ara göz atabilirsiniz. Şimdiden size güzel bir seyahat diliyorum. En güzel şekilde geçsin.

Onuncu Köy Yolcusu
Leave a Comment