GenelYunanistan

Rodos Gezi Rehberi

IMG_9222-255B1-255D.JPG

Rodos’ta beş günümüz vardı ve bu beş günde Rodos’un gidilebilecek en iyi yerlerine, en güzel sahillerine gittik. Rodos ile ilgili diğer yazımı okuduysanız, Yunanistan’a ve Rodos’a biraz verip veriştirmiş olabilirim. Ama Rodos genel olarak kötü müydü? Hayır, gayet güzel vakit geçirdim.

Bir kere bambaşka bir ülkedesiniz. Memleketinizden bir saat uzaktasınız ama bambaşka bir hayatın içinde kendinizi buluveriyorsunuz. İnsanların rahat rahat giyinip gezebildiği, taksicilerin sizi kazıklamadığı, kimsenin şort giydi diye tokatlanmadığı, gece elbisesi ve şık topuklularla gecenin bir vakti güvenle otelinize yürüreyerek dönebildiğiniz ve kimsenin dönüp bir kez bakmadığı, laf atmadığı, sarkmadığı, taciz etmediği, hayatın sakin dingin ve mutlu aktığı bir yer Rodos.

Bu özet bilgilerden sonra şimdi neresinde neler yaptık, önerdiklerim, önermediklerim neler onlara hızlıca geçiyorum.

Bu yazıda Rodos’a nasıl gidiliri anlatmayacağım. Onu daha önce yazmıştım. Gidiş geliş hakkında detaylı bilgi için sizi şuraya alalım.

Önce nerede kaldık ondan başlayalım.

1- Rodos’ta nerede kalınır?

Rodos merkez, Eski Şehir ve Yeni Şehir diye ikiye ayrılmış ve her bütçeye hitap eden otelleri var.  Biz Eski Şehir’e yürüyerek on dakika mesafedeki üç yıldızlı Island Dream Rooms and Suites‘te kaldık. Kişi başı gecelik 40 euro idi. Temiz, konum olarak uygun bir otel. Bununla birlikte biraz eski usul ve acemice işletilen bir otel olduğunun altını çizeyim.

Otel sahibi Vasilis amca oda kayıtlarını hâlâ kağıt üstünde tutuyor, ama bu durum bize çok şeker ve sempatik geldi. Bizim kaldığımız odalar epey genişti. Bazı eksikleri yok değil. Örneğin duşa kabinin camları yok, odanın içinde çöp kovası yok, askılar yeterli değil. Ama bunun dışında konum ve temizlik olarak gayet memnun kaldık. Düğün için geldiğimizden amcamız sonradan biraz da indirim yaptı. Yani 40 euro’dan ucuza geldi. O da bir artı puan oldu.

Rodos Merkez’de kalmayacaksanız, Rodos’ta ben kesinlikle Lindos civarında kalmanızı öneririm. Aslında en güzel plajların Faliraki tarafında olduğunu söylüyorlar. Rodos merkez ile Lindos arasında kalıp ikisine de yakın olduğu için turistlerin büyük bir kısmı Faliraki’de kalmayı tercih ediyor, ama gelin görün ki ben Lindos’a tek kelimeyle bayıldım. Bir sonraki gidişimde orada kalırım gibime geliyor.

2- Rodos’ta gezilecek yerler

Bizim gezimiz tarihi bir gezi olmadığı için, genellikle gündüzleri Rodos plajlarını turladık, ve geceleri ise güzel bir yemeğin ardından gece kulüplerine aktık. Aşağıda gittiğimiz sahilleri ve yerleri bulacaksınız. Yazı uzun olduğu için restoran ve gece kulüplerini ayrı sayfalarda yayınladım. Restoranlar için buraya, gece kulüpleri için buraya tıklayın:)


RODOS SAHİLLERİ

OASIS BEACH CLUB -KALITHEA

Artıları: Değişik bir coğrafi yapı, hızlı servis, ilginç atmosfer, güzel müzikler
Eksiler: Kayalık ve kaygan, şezlonglar keyifsiz, deniz pek matah değil, yemek menüsü sınırlı.

Rodos’ta ilk günümüzde Rodos Merkez’e yaklaşık 15 dakika uzaklıktaki Kalithea bölgesine gittik.  Burada yan yana birkaç plaj var aslında. Biz tercihimizi değişik coğrafi yapısıyla methini pek duyduğumuz Oasis Beach Club‘tan yana kullandık.  Oasis Beach Club gerçekten çok garip bir doğaya sahip. Adı vaha anlamına geliyor, ama adı sizi yanıltmasın. Çölün ortasındaki yemyeşil bir vaha gibi bir yer beklemeyin.

Burası katman katman kayaların lacivert bir denizle buluştuğu, bu dünyadan değilmiş de başka bir gezegendeymişiz hissi veren değişik bir yer. Oasis Beach Club‘ın en ilgi çekici yanı ise, sahildeki mağaradan devşirilme barı. Doğrusu bana epey otantik ve değişik geldi. Şezlong ve şemsiye için kişi başı sanırım 5.5. Euro gibi bir para verdik.

Rodos’ta kaldığımız süre boyunca en hızlı servisi burada aldık. Bununla birlikte bence denizi tırt, şezlonglar kalitesiz ve keyifsiz, menü sınırlı.  Hamileler ve çocuklu aileler için biraz tehlikeli bir yer, çünkü kayalar çok kaygan. Deniz ayakkabısı ile gelmek ve denize girerken dikkatli olmakta fayda var. Ama ortam keyifli. İnsanlar kendi halinde. Müzikler güzel.

Buraya gelirseniz daha çok ilginç yapısı için gelin, mağaradan devşirilme barının önünde oturun,  ve etrafınızdaki bu kayalık, kurak, ilginç doğanın tadını çıkarın.




SANTA MARINA

Artıları: Yemyeşil bir koyun içinde, harika dekorasyon ve işletme, lezzetli yemekler, müthiş sushi 
Eksiler: Denizi yosunlu/otlu, servisi çok yavaş, garsonları anlama güçlüğü çekiyor

İkinci gün kendimizi Rodos merkeze çok yakın olan Santa Marina beach club’a atıyoruz. Buraya bir gün önceden rezervasyon yaptırıp geldik. İki şezlong ve bir şemsiye, kişi başı 7.5 Euro. Santa Marina Beach Club’a biz topluca bayıldık. Oasis’in kayalıklarında hırpalanan bedenlerimizi Santa Marina’nın rahat şezlonglarında şımarttık. Şezlongların yanında havlu ve yastık da vermeleri bizim gözlerimizden kalpler fırlattı.

Denizi az yosunlu ve insan biraz huylanıyor. Sol tarafı değil de, sağ tarafı tercih edin derim. Hele bir de minik bir kuytuluk var ki, deniz içinde kendi havuzunuz gibi kullanıyorsunuz:) Bir de mutlaka ama mutlaka sushi’sini tadın. Sabah öğle akşam buranın sushisini ısmarlayabilirdim. (Ben vejetaryen söyledim, arkadaş California Roll ama ikimiz de bayıldık.)

Epey güzel dekore edilmiş, daha girişten kalbinizi fetheden bir yer burası. Oasis’in aksine yemyeşil bir koyun içinde saklı kalmış bir cennet gibi. Mekan, dekorasyon, işletme kalitesi olarak biz çok beğendik. Yemekleri bir plaj restoranından beklentilerimizin çok üstündeydi. 

Denizi biraz Marmaris denizi andırdı bana. Sığ ve kumlu, ama dediğim gibi yer yer yosun ve ot kaplı. İnsan yüzerken huylanıyor. Yemekler güzel dedik, ama bir salata için bir saat beklemeniz gerekebiliyor. Yine de en keyif aldığımız mekanlardan biriydi kesinlikle. Tavsiye ederim.

Eğer buraya uğrayamazsanız, aynı menü ve dekorasyon Rodos Merkez’deki Ronda Beach Club‘ta da mevcut. Çünkü işletmecileri aynı. Sadece Ronda’da açık denizde yüzüyorsunuz, Santa Marina’da bir koy içerisinde. Ben daha çok koycu olduğum için, Santa Marina’yı daha çok beğendim.



ST. PAUL BAY – LINDOS

Artıları: Muhteşem bir koy, harika bir restoran, eşsiz bir manzara ve deniz
Eksileri: Şezlong az, kalabalık

St. Paul’s Bay adını St Paul (Aziz Pavlus)’tan alıyor. Hristiyanlığı Rodoslulara anlatmaya gelen St. Paul‘ün bir fırtınaya yakalandığı ve düşen bir şimşek sonrasında bu koyu görüp buraya sığındığı söyleniyor. Koy tablo gibi önümüzde uzanıyor. Ama bir zamanlar St. Paul‘ü fırtınadan korumak için bağrına basan bu koyda bugünün zavallı turistlerinin yer bulması hayli şans. Günler önceden rezervasyon yapmalı ya da erken gelip boş bir şezlong kapmaya bakmalısınız. Plansız gider de şezlong bulamazsanız size önerim hemen koyun kıyısındaki Tambikio restoranda oturun ve bu müthiş manzaraya karşı güzel bir ziyafet çekin.

Biz buraya gelmeden önce aslında methini çok duyduğumuz Tsambika Beach‘e uğramıştık.  Ama Tsambika Beach, uzun geniş olması dışında fazla bir özelliği bulunmayan sıradan bir sahil gibi geldiği için, hızla orayı terk edip, kendimizi St. Paul Bay‘e attık. İyi ki de öyle yapmışız. Rodos’ta kaldığımız süre içerisinde en keyif aldığım yerlerden biri oldu. 



ANTHONY QUINN’S BAY

Artıları: Doğanın içinde, muhteşem ötesi pırıl pırıl bir su
Eksileri: (Bunlar kimine göre artı da olabilir) şezlong yetersiz, işletme yetersiz

Rodos’a aslında düğün için gelmiştik ve düğün günü gelip çatmıştı. Gelin hanım hazırlanırken, bizim de kendimize ayıracak birkaç saatimiz vardı. Rodos Merkez’de kalmak yerine, methini çok duyduğumuz Anthony Quinn Bay‘e gitmeye karar verdik.

Burası Hollywood’lu aktör Anthony Quinn‘e adanın tanıtımına yaptığı katkılar nedeniyle sembolik bir ücret karşılığında verilmiş, ancak sonradan Yunan hükümeti tarafından satışı iptal edilmiş bir koy. Anthony Quinn burada film yapımcıları ve sanatçılar için bir merkez açmayı hayal ederken, satış iptal edilince bir daha Rodos’a adım atmamaya yemin etmiş. Bugün Quinn’in hayalini kurduğu merkez yok belki, ama koy bir zamanlar Quinn’in gördüğü kadar bakir ve güzel. Rodos ise hâlâ ünlü oyuncunun ekmeğini yemeye devam ediyor. 

Rodos Merkez’den bir taksiye atlıyoruz. Tarife belli. Anthony Quinn Bay 24 Euro. Taksici bizi koyun girişinde indiriyor. İleride bir levha var. Cennete Hoş Geldiniz diyor. Karşıda birkaç yat ve yelkenlinin demir aldığı masmavi bir koy uzanıyor. Ama ününü hak edecek kadar güzel gelmiyor bize.

Açıkçası Lindos’taki St. Paul Bay kadar gözalıcı bir güzelliği yok. Aşağı indiğimizde birkaç şezlong görüyoruz. Hepsi dolu. Geri kalan insanlar buldukları kayalıklara tünemiş. Karşıda koyun diğer yakasını görüyoruz. Daha konforlu görünüyor. En azından daha fazla şezlong ve bir de işletme görüyoruz. Taksici bizi orada indirmedi, ve oraya gitmek için Ağustos sıcağında bir yokuş yürümemiz gerekiyor. Gözümüz yemiyor. Olduğumuz yerde kalmayı yeğliyoruz.

Arkadaşım sürekli “şezlong yok, nerede oturacağım” diye söyleniyor. Bense havluyu herhangi bir yere serip kendimi bir an önce sulara atmanın derdindeyim. Biraz sonra eşyalarımızı birilerinin şezlongunun yanında bırakıp dalıyoruz sulara. Ve sonra anlıyoruz buranın neden bu kadar ünlü olduğunu.

Suya girmek zor. Kaygan kayalıklardan yürümek ya da iskeleden girmek gerekiyor. Ama bir kere girdiğinizde, kristal gibi pırıl pırıl muhteşem bir suyun içinde yüzüyorsunuz. Su ne çok soğuk ne banyo suyu gibi sıcak. Tam kararında. Rodos’ta ilk kez denizden çıkmak istemiyorum ve derim büzüşüne kadar suyun içinde kalıyorum.

Benim gibi konfor aramayan, işletme olsun, şezlong olsun, şu olsun bu olsun demeyen biri iseniz, doğayla iç içe olmak ve muhteşem bir suda yüzmek istiyorsanız, buraya kesinlikle gelin ve yüzün. Ama su benim için önemli değil, ben rahat rahat güneşleneceğim bir sahil istiyorum, soğuk kokteyller istiyorum, duş istiyorum, onu istiyorum, bunu istiyorum diyorsanız, burayı görünce “bu ne be” diyebilirsiniz. O yüzden size kesinlikle ama kesinlikle önermiyorum. Bu arada muhtemelen burada da şezlong ve şemsiye için bir ücret alınıyordu ama biz şezlong bulamadığımızdan ücret ödemedik.

 

RONDA BEACH CLUB -RHODES TOWN

Artıları: Şehir merkezinde feribot iskelesine yakın, işletmesi iyi
Eksileri: Fazla kalabalık ve dip dibe, şehir merkezinde, şezlongları biraz eskimiş

Yukarıda Santa Marina‘yı anlatırken bahsettiğim gibi Ronda ile Santa Marina‘nın işletmecileri aynı. Dolayısıyla dekorasyon menü vs her şey aynı.  Ronda, Rodos merkezde denizi kıyısında kalıyor. Yani yemyeşil bir koyda yüzmek yerine, açık denizde yüzüyorsunuz. Biz burayı son günümüzde feribot iskelesine yakın olduğu için tercih ettik. Ücret Santa Marina‘dan pahalıydı. Sanırım 10 Euro civarındaydı. Normal koşullarda pek tercih etmezdim, çünkü yan yana bir sürü beach club var ve insanlarla dip dibe denize girmekten pek hoşlanmıyorum. Rodos’ta gidilebilecek çok daha güzel sahiller varken, biraz gereksiz burada denize girmek. Siz de son gününüzde feribota telaşsız yetişmek için tercih edebilirsiniz. Valizleri onlara bırakıp denizin tadını çıkarıp, sonra valizinizi kapıp feribota gidebilirsiniz. Yalnız Ronda’dan sizin için taksi çağırmasını isteyin. Yürüyerek gidilecek bir mesafe değil. Ya da yürüyecekseniz 20-30 dk kadar sürebilir. Bilginiz olsun.

LINDOS SOKAKLARI

Artıları: Bembeyaz bir iki katlı evlerin, restoranların, dükkanların arasında kıvrıla kıvrıla uzanan sokakları adımlama, muhteşem bir manzara, harika bir atmosfer, dingin, romantik, asil
Eksileri: Yok (Belki Rodos merkeze uzak olması olabilir ama bunda Lindos’un suçu ne?)

Günü St. Paul Bay‘de geçirince akşamı biraz ilerideki Lindos sokaklarında geçirebilirsiniz. Lindos bembeyaz evler, restoranlar, renkli mağalar arasında kıvrıla kıvrıla uzanan sokakları adımlayacağınız, attığınız her adımda, ruhunuza ruh kattığınız bir yer. Cıvıl cıvıl ama bir o kadar da dingin, sakin ve asil. Biz topluca bayıldık. Akşam yemeğimizi de buradaki Mavrikos restoranda yedik.

Rodos Restoranları ve Gece Kulüpleri için tıklayın.


Sevgiler





Onuncu Köy Yolcusu

2 Comments

Leave a Comment